Çocukları Travmatize Eden Gerçek Ne?
Çocukları Travmatize Eden Gerçek Ne? Hayatta mutsuz, gergin, öfkeli bir anne kadar travmatize edici çok az şey vardır.…
Çocukları Travmatize Eden Gerçek Ne? Hayatta mutsuz, gergin, öfkeli bir anne kadar travmatize edici çok az şey vardır.…
Kadınlarda Araba Kullanma Korkusu Araba kullanma korkusu ile özerklik (bağımsızlık, kendi kararlarını almak, inisiyatif kullanmak) arasında güçlü bir…
Soru:””Tüm yaşananlara rağmen bir taraf gayet mutlu hayatına devam ediyor. Yeni ilişkisi hatta çocukları oluyor. Hayat onun için…
Ortamdaki ve insanlardan kendisine yönelen duyguyu derinlemesine hissedebilen insanların duygusal zekası yüksektir. Onlar; alıngan, kırılgan, abartan, çabuk bozulan,…
Sorunlu bir ilişkiyi sürdürmek bildiğiniz tek yaşam haline geldiğinde mesele sadece ilişkiyi bitirmek değildir. Zor bir insanla uzun…
Ruhen ve kalben bizi en çok ne yoruyor biliyor musunuz? Ve hatta tüketiyor. Birincisi gitmek isteyen insanları hayatımızda…
Fusce volutpat diam sapien, non consectetu aliquam ornare sapien, a suscipit nisi.
Aliquam ornare sapien, a suscipit nisi convallis veltiam gravida felis nec. Vivamus aliquam ornare sapie nec. Fusce molestie adipiscin ornare sapien risus.
Vivamus aliquam ornare sapien non consectetu aliquam ornare sapien molestie semsit sednisinon consectetu aliquam ornare sapien, a suscipit nisi convallis aliquam orn molesti.
Çocukları Travmatize Eden Gerçek Ne? Hayatta mutsuz, gergin, öfkeli bir anne kadar travmatize edici çok az şey vardır. Oysa anneler, çocuklarının travmatize olmasından en çok korkan kişilerdir. Bu korkuyla onları sürekli “korumaya” çalışırlar: Arkadaşlardan, öğretmenlerden, komşulardan, akrabalardan… Ama en büyük travmalar dışarıdan değil, içeriden gelir. Travmayı en çok yaşatanlar, çocuğu en çok sevenler olabilir: Anne-babalar.…
Kadınlarda Araba Kullanma Korkusu Araba kullanma korkusu ile özerklik (bağımsızlık, kendi kararlarını almak, inisiyatif kullanmak) arasında güçlü bir bağlantı olabilir. Araba Kullanmak Bir Özerklik Sembolü Müdür? Araba kullanmak kadınlar için fiziksel olarak bir yerden bir yere gitmekten çok daha fazlasıdır. Bununla beraber, • Karar verebilmeyi • Kendi başınahareket edebilmeyi • Özgüvenli olmayı ve risk almayı…
Soru:””Tüm yaşananlara rağmen bir taraf gayet mutlu hayatına devam ediyor. Yeni ilişkisi hatta çocukları oluyor. Hayat onun için devam ediyor. Geride bıraktığı enkazla ilgili hiç bir duygusu yok. Dönüp bakmıyor baksa da bir şey hissetmiyor. Hiç mi vicdanı yok bunu nasıl yapabiliyor?”” Herkesin bir vicdan torbası var elbet ama bu insanlar o torbada yollarına devam…
Ortamdaki ve insanlardan kendisine yönelen duyguyu derinlemesine hissedebilen insanların duygusal zekası yüksektir. Onlar; alıngan, kırılgan, abartan, çabuk bozulan, modu düşen ya da ortamın tadını kaçıran insan değildir. Böyle biriyseniz (ki ben fazlasıyla böyle biriyim) sizin için bir kaç şey söylemek istiyorum. Benim huyum böyle, sen bilmiyor musun beni, şaka yaptım, yok canım yaa abarttın, alıngansın……
Sorunlu bir ilişkiyi sürdürmek bildiğiniz tek yaşam haline geldiğinde mesele sadece ilişkiyi bitirmek değildir. Zor bir insanla uzun yıllar mücadeleyle geçen bir ilişki sürdürdüğümüzde bildiğimiz tek şey bu olur. O insanla didişmek, onu ikna etmeye çalışmak, ona darılmak, onun yaptıklarına üzülmek, onun yol açtığı sorunları çözmeye çalışmak hayatınızın tamamını kaplar. Bir ilişkiyi bitirmenin en zor…
Ruhen ve kalben bizi en çok ne yoruyor biliyor musunuz? Ve hatta tüketiyor. Birincisi gitmek isteyen insanları hayatımızda tutmak için gösterdiğimiz çaba. İkincisi de olanın olduğunu, gidenin gittiğini, mücadeleyi kaybettiğimizi kabullenememek. Kaybolan yıllar, yitirilen gençlik, güzellik geri gelmeyecek. Bunları verdiğiniz insanlar hepsini harcadılar çünkü. Daha acısını söyleyeyim. Sizden aldıklarını sizi haz etmeyen ve sizin haz…
Yaşadığımız önemli ilişkilerde her gün pek çok karar alınır. Ekmeğin hangi fırından alınacağından tutun da pazar günü nereye gidileceğine, çocuğun hangi okula gideceğinden tutun da akşama ne yenileceğine kadar. Küçük büyük, önemli önemsiz, evdeki kediyle, çocukla, parayla ya da kendinizle ilgili adımlar. Bu kararlar alınırken, neyin nasıl yapılacağı belirlenirken evdeki ya da ilişkideki huzurun korunması…
İyimserlerle kötümserlerin ortak özelliği genelleme yapmalarıdır. İyimserler iyiliği kötümserler kötülüğü geneller. Kötümser insanlar hayatla ilgili genellemeleri en kötü verilere dayanarak yaparlar. Bütün patronlar, bütün kadınlar, bütün öğretmenler, bütün çocuklar.. İnsanları cinsiyetine, mesleğine, memleketine göre kategorize eder. Onlara bir etiket yapıştırır ve kendisini en kötüsüne hazırlar. Pek yanılmaz, çoğunlukla haklı çıkar. Hayal kırıklığı ya da büyük…
Bedenimizde ve ruhumuzdaki fazla yükler bizi yorar. Evimizdeki fazla eşyalar bizi bunlatır. Gereksiz ağırlıklardan, fazla eşyalardan kurtulmamız lazım ki daha dengeli ve daha hızlı olabilelim. Tamam bir şekilde ağırlıklarımızdan kurtulduk ama en güzeli en baştan ağırlaşmamak. En başta kilo almamak, evi dağıtmamak, gereksiz eşyalarla doldurmamak, sadeliği korumak. Sinirlerimizin yıpranmasına, tahammülümüzün azalmasına neden olan psikolojik yükleri…
Psikolojik sağlamlığı “travmatik olayları atlatma becerisi” olarak düşünebiliriz. Ancak atlatmak demek, etkilenmemek demek değildir. Bu insanlar gamsız, düşüncesiz, umursamaz da değildir. Dayanıklı insanların da canı yanar, onlar da üzülür ve psikolojik semptomlar gösterebilirler. Onların etkilenmediğini düşünürüz çünkü Onlar hayatın içinde yapılması gerekenleri yapmaya devam ediyorlardır. Hayatlarının belli bir yönü vardır. Yaptıkları işlerle gurur duyarlar ve…
Sadece var olduğunuz için yeterlisiniz dediğimde içinizden şöyle bir itiraz yükselebilir. “Sadece var olduğum için değerli olmak fikri anlamsız geliyor. İnsan iyi ve faydalı şeyler yaptığı sürece değerlidir. Hiç bir şeye faydası olmayan, hatta insanlara yük olan birisi de değerli midir?” O zaman ben de size şunu sorayım: “Yaşı, hastalığı ya da fiziksel engeli nedeyle…
Vicdan doğuştan mıdır yoksa sonradan mı kazanılır? Vicdanın doğuştan mı geldiği yoksa sonradan mı kazanıldığı yüzyıllardan bu yana felsefeciler ve din adamları arasında tartışılsa da aslında her iki görüşün de temelde doğru olduğunu söyleyebiliriz. Bu temel vicdanın tanımında yatar. Eğer vicdanı terim olarak insanın içinde bulunan ahlaki otorite ve değerlere göre hüküm verme yeteneği, yaptıklarını…
Kötülük yapmakla kötü biri olmak arasındaki çizgi şudur. Kötülük yapan biri ne yaptığının farkındadır. Yaptığı kötülüğün dokunacağı bir vicdanı hala vardır ve sağlamdır. Eğer kişi yaptığı kötü eylemlerin sorumluluğunu alır, yaptığından dolayı pişman olur, üzülür ve hatasını telafi etmeye çalışırsa vicdanı yara almaz. Kalbini böylece temiz tutabilir. İnsanların kalbi hata yaptıkları için kararmaz. Ama bazen…
Hayatımızdaki tartışmasız en etkili insan annemiz. Aranız çok iyidir ya da değildir, öfkelisinizdir ya da çok seviyorsunuzdur, anneniz vardır ama yok gibidir, belki şu an hayatta bile değildir. Anneler gününü çok seviyor, öncesinde heyecanla hediye alma ya da bekleme heyecanına kapılıyorsunuzdur. Anneler günü sizin içinizde ister sevinç ister hüzün uyandırıyor olsun, duygusal olarak büyük bir…
ACIYA, ÜZÜNTÜYE VE KAYGIYA OMUZ VERME KILAVUZU Bir kayıpla yeniden yaşama dönmekte zorlanan, öfkeleriyle kendilerini yok eden, korkan, ayrılık acısını dibine kadar yaşayan yakınlarınız; hatta öfkeli çocuğunuz için tüm bunlara omuz verme kılavuzu arıyorsanız Psikolojik İlk Yardım burada! Zamanının çok ötesinde olan ünlü düşünür İbn-i Haldun “Coğrafya kaderdir” derken tam olarak bu coğrafyayı mı kast…
Bir Terapistin Odasında En Çok Konuşulanlar “Bu hayatta bir tek ölüme çare yoktur. Onun dışında her zaman bir yol daha vardır.” Çaresiz hisseden, üst üste yaşadığı sorunlarla çıkmaz bir yola girdiğini düşünen, aynı düzlemde sıkışan ve çareyi yeni şeylerde arayan herkesin bir şekilde kendini bulduğu terapi odalarında neler konuşulur? İçindeki kocaman boşluğu dolduramayanlar, gitmeye cesaret…
İyi ya da kötü anlamda enerjisi bizden daha kuvvetli yani ilişki içinde daha fazla yer kaplamaya müsait insanlar karşısında hayır demekte zorluk çekeriz. İşler yolunda giderken, üzerinde tartışacak bir mesele yokken sorun da yoktur. Ama biliyoruz ki her ilişki aynı zamanda bir sınır mücadelesidir ve bunun bir yönüyle “kendimiz olma mücadelesi olduğunu” karşımızdaki kişiyle aynı…
Anlayışsız insan yoktur. Kendi ihtiyaçlarına gömüldüğü için anlamaya fırsatı olmayan insan vardır. “Biz ona bencillik diyoruz” diyebilirsiniz. Haklısınız öyle de denebilir. Elbette kimse çıkıp ben bencilim demez. Bencilce tavırlarımız sosyal olarak kabul görmemize engel olur ve bencilliğimizle yüzleşmek istemeyiz. Empatiden yoksun bencil insan; hasta ya da yorgun olmanızla, zor bir gün geçirmenizle ilgilenmez. İlgilenemez çünkü…
Çocuğumun resmini instagrama koymam sakıncalı mı? Sapık zaten sapık değil mi? Sapık damacanadan tahrik olmuyor mu? Tecavüzcü zihniyetin benim koyduğum resimle ne ilgisi var? Sapıklar yüzünden neden çocuğumun resmini paylaşmayayım? Cevap veriyorum. Önce düşüncemi net bir şekilde paylaşayım. Küçük çocukların iradeleri dışında her hallerinin görüntülenerek anne babaları tarafından sosyal medyada paylaşılmasını onaylamıyorum. Peki ama neden?…
Psikolojimize zararlı kitaplar var mıdır ? DİĞER PODCASTLERİMİZ Spotify’da dinlemek için bağlantıyı tıklayınız. Itunes podcast için Tıklayınız Stitcher’da dinlemek için bağlantıyı tıklayınız. RSS için Tıklayınız
Annesiyle eşi arasında kalan erkekler için Şu ana kadar hep kadınlar için yazdım, kadınların penceresinden kadınlara öneriler sundum ama şimdi erkekler için bazı şeyler söylemek istiyorum. Erkeklere hep güçlü olmaları söyleniyor değil mi? Peki erkek bu gücü nerede aramalı? Güç erkeğin neresindedir? Cebinde mi? Çok parası olan çok mu güçlüdür. Para erkeğin güçlü olmasına yeter…
Her şey birden çok kötü olamaz. Hayatımızdaki zorluklar ne kadar ağır olursa olsun iyi giden bir şeyler vardır. İyi ve kötü içinde yaşadığımız hayattan çok o hayatı izleyen gözlerimizde saklıdır. Mutsuzluğumuzun sebebi her şeyin çok kötü gitmesi değil, kötü giden az sayıda şeyi çok abartıyor oluşumuz olabilir. İnsanları oldukları gibi kabul edemediğimizde, değişmeyeceklerini bile bile…
Evlilik hakkında bir laf çıkar ağzından, “Bekara karı boşamak kolay hele bir evlen ondan sonra konuş” derler. Evlenirsin, yine bir yerde laf edersin. “Hele bir çocuğun olsun, ben seni ondan sonra görücem” derler. Çocuk yaparsın, çocukla ilgili bir şey çıkar ağzından; “Bir tane çocukla kolay tabi, iki tane olsun ondan sonra konuş” derler. Neyse zaman…
Sevgilim instagramdan başka kızların resimlerini beğeniyor ne yapmalıyım? Evlenmek üzere olduğum nişanlım başka bir kızla daha berabermiş ne yapmalıyım? Yapılacak şey belli de neden yapamıyoruz? Restinizi çekecek arkanıza bakmadan dönüp gideceksiniz. Henüz ilişki aşamasında bunu yapan biri evlendikten sonra neler yapmaz ki? Ya evliliğe hazır değil karşınızdaki kişi ya da ilişkinizde başka sorunlar var. Ama…
Soru şöyle: “Kızım yere düştüğünde canı yanmamış olsa bile çok ağlayıp benim onu yerden kaldırmamı istiyor.Sizce gidip yerden kaldırmalı mıyım? Nasıl davransam daha doğru olur.” “Kucağa alıştırma sonra hep ister” cümlesiyle başlayan çocuk yetiştirme maceramız, “Çok sevme şımarmasın” “Burnu sürtsün öğrensin” “Yardım etme tembelliğe alışmasın sorumsuz olmasın.” “Bırak kendi yapsın, yardım etme yapamazsa canı yansın…
Kötü, bencil, sadece kendini düşünen çıkarcı insanları kabul edemiyorum diye bir yorum vardı bir önceki yazının altında. Kabul etmeyin zaten. Ama neyi kabul etmeyin. O insanın size bencilce davranmasını kabul etmetin. İzin vermeyin buna. O zaman neyi kabulleneceğiz. O insanın bencil biri olduğunu. Peki bizi tüketen ne? Bir umutla sarıldığımız iyilik düşüncesi. Ben yeterince iyiysem…
Taviz vermek ile kabullenmek arasındaki çizgiyi anlamamız gerekiyor. Kabullenmek karşımızdaki kişiyi olduğu gibi, iyi ve kötü taraflarıyla, doğru ve yanlışlarıyla, hatalarıyla, zaaflarıyla, hoşumuza giden ya da gitmeyen bütün taraflarıyla sevebilme potansiyelidir. Kabullenebilme potansiyeliniz, duygusal olgunluğunuzla doğru orantılıdır. İnsan büyüdükçe, olgunlaştıkça kendini kabullendikçe başkalarını da kabullenebilir. Ama taviz öyle değildir. Taviz vermek kendi değerini bilmemektir. Sınırlarını…
Danışanım seansa beş yaşındaki kızıyla gelmişti. Biz görüşmemizi yaparken çocuk bekleme salonunda babasıyla beraber oturmuştu. Anneyi yolcu ederken çocuğu da görmek için bekleme salonuna çıktım ve ona bir tane çikolata ikram ettim. Annesi “Tülay Teyze’ye teşekkür et hadi “ dedi. Kız utandı ve annesinin arkasına saklandı. Annesi çocuktan daha çok utanmış olmalı ki “Çabuk geri…
Geçen gün çocuğunun ders çalışmadığından yakınan bir anne ile sohbet ediyoruz. Dedi ki “çocuğum ders çalışmıyor”. Peki dedim sen ne yapıyorsun? Dedi anlatıyorum ders çalışması gerektiğini. Ne anlatıyorsun dedim. Derslerin önemli olduğunu, okul puanının üniversite sınavına girişte lazım olacağını, iyi bir okuldan mezun olamazsa başına gelecekleri” Peki dedim sonuç? Bir işe yaramıyor, o kadar dil…
Hakkımızı teslim etmesini beklediklerimizin aslında hakkımızı bizzat yiyenler olması ne acı. Hayatın en trajikomik paradoksu. En çok da kadın erkek ilişkilerindeki hali yıkıcı ve insan “ben bunu hak etmiyorum diyerek ve karşısındakinin yaptığı haksızlığı fark etmesini bekleyerek bir ömrü tüketebiliyor. Benim önerim şu: siz kendi iyi niyetinizden, haklı olduğunuzdan eminseniz ve vicdanınız rahatsa kendinizi anlatmayı…
Özenmek ve kendini başkalarıyla kıyaslamak. Alın size en büyük iki mutsuzluk sebebi. “Onda bu var, bende niye o yok. O buraya gitmiş ben niye gidemiyorum. Ben ondan daha iyiyim neden o benden daha iyi yerlere geldi? Benim ondan ne eksiğim ya da onun benden fazlası var.” İnsan kötü hissettiğinde, haksızlığa uğradığını, hak ettiği yerde olamadığını…
İnsanın hayatına bir sebepten öyle bir karanlık çöker ki bazen, içine düştüğü yangından hemencecik kurtulmak ister. Bir hastalık haberi, ihanetin acısı, kandırılmak ya da başka türlü bir kayıp olabilir konu. İnsan yaşadığını inkar eder önce. Sonra da acele eder. En büyük kayıpları da o acele esnasında verir. Her şeyin hızlıca normale, eski haline, alıştığı şekline…
Bir şeyi istemek başka, niyetine koymak başkadır. İstemek kolaydır, herkes her şeyi isteyebilir. Ama niyetlenebilmek herkese nasip olmaz. İnsan niyetlenme gücünü kalbinin temizliğinden alır. Her şeyde mantık arayan insan sadece ister, aklı zorluklara takılır, olmazları görür, gözünde büyütür. Sonra her şey çok zor gelir. Boş verir, üşenir, erteler. Ruhsal gücü zayıf, teslimiyeti olmayan insan niyet…
Bir şeyi istemek başka, niyetine koymak başkadır. İstemek kolaydır, herkes her şeyi isteyebilir. Ama niyetlenebilmek herkese nasip olmaz. İnsan niyetlenme gücünü kalbinin temizliğinden alır. Her şeyde mantık arayan insan sadece ister, aklı zorluklara takılır, olmazları görür, gözünde büyütür. Sonra her şey çok zor gelir. Boş verir, üşenir, erteler. Ruhsal gücü zayıf, teslimiyeti olmayan insan niyet…
Bizden daha kötü olanların bizden daha iyisini yapabilmesinin adıdır kıskançlık. Bizden zaten iyi olduğunu bildiklerimizin yaptıklarını kıskanmayız. Biz zaten onun yaptığını yapamazdık biliriz. Ama “ben yapardım” dediğinizde, hatta daha iyisini yapabileceğinizi hissettiğinizde içiniz burulur. Ben ondan daha yetenekliydim, daha güzeldim, sesim daha güzeldi, daha komiktim daha akıllıydım deseniz de nafile. Kendini ziyan ettiğini anlamana sebep…
Birbirini çok seven iki insan bile sürekli mukayeseye edilirse birbirlerine düşman olabilirler. Kardeşler, kuzenler, okul arkadaşları arasında zaten tatlı bir rekabet vardır. Bu tatlı çekişme acımasız bir rekabete ve düşmanlığa dönüşüyorsa sorumlusu onları birbiriyle yarıştıran ebeveynlerdir. Evet biliyorum; çocuğunuzu kimseyle kıyaslamayın, birilerini örnek göstermeyin önerilerini defalarca duydunuz ve artık bu hatayı yapmadığınızı düşünüyorsunuz. Kendini yetiştiren…
Bir kaç kilo fazlam olduğuna kanaat getirdiğim ilk zamanlarda 55 kiloydum. (Boyum 176 bu arada) yürüyüş yapıyorum, step yapıyorum. O yıllarda step çok moda. Gel zaman git zaman 59 kilo oldum. Nasıl oldum da oldum anlamadım. Dedim ki biraz zayıflamam lazım. 55 olsam yeter. Döndük mü başladığımız yere. Yok hayır tabi ki dönemedik. Ben o…
Hayatta ne iş yaparsanız yapın, nereye giderseniz gidin sorunlar ve kafanıza takacağınız bir şeyler olacaktır. Sorunsuz hayat, bedelsiz seçim yoktur. Dışarıdan nasıl görünürse görünsün herkesin kafasına doladığı bir derdi vardır. Başarılı, mutlu, dertsiz görünen insanların farkı kafalarına neyi takıp, neyi boş vermeleri gerektiğinin ayrımını çok iyi yapmalarıdır. Aslında olgunluğa giden yol, doğru yerde boşverip, neyi…
İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız her ortamda ona göre davranın. Kimse size kendinize davrandığınızdan daha iyi davranmaz. İnsanlar onlara nasıl davrandığınıza göre değil, kendinize nasıl davrandığınıza göre tavır alırlar.
İki kişiyi birbirine düşman etmek istiyorsanız birbirleriyle kıyaslayın. Birbirini çok seven iki insan bile sürekli mukayeseye edilirse birbirlerine düşman olabilirler. Kardeşler, kuzenler, okul arkadaşları arasında zaten tatlı bir rekabet vardır. Bu tatlı çekişme acımasız bir rekabete ve düşmanlığa dönüşüyorsa sorumlusu onları birbiriyle yarıştıran ebeveynlerdir. Bence bunun acımasızca köpek ya da horoz dövüştürmekten bir farkı yoktur.…
Tahammül gücü bittiğinde sevgi de tek başına kalır, çok fazla dayanamaz. O yüzden saçma sapan konularla sevdiğiniz insanı yormayın, yıpratmayın; çünkü onun sabrına gerçekten ihtiyaç duyacağınız zor zamanlarınız olacak. Sevgi, sabır, tahammül hiç kimsede bitmeyen kaynak değildir. İyi bakılmaz, idareli kullanılmazsa tükenir. Çok fazla yorulmuş, tükenmiş, içerlemiş bir insanın, ne kadar severse sevsin; sevgisini sunması,…
Surat asmak ve sitem etmek. Kalbi soğutan iki davranış. Davranış diyorum dikkat ederseniz çünkü bu ikisinin duygu ifade etmekle alakası yok. “Kızdığım için surat asıyorum” “beni kırdı ne yapayım istemeden suratım düşüyor” “Ne olacak şu kadarcık sitem ettiysem insan sevdiğine biraz nazlanamaz mı” demeyin. Bunlar hep çocukçadır ve inanın öyle bir zamanda yaşıyoruz ki kimse…
Hayır diyemediğimiz için yok ki dediğimiz ve gerçekten de yok ettiğimiz şeyler var. İnsan koruyamadığı şeyleri ve hatta kendini bile eğer ki savunamıyorsa yok etmeyi seçebiliyor. Kullanılmaktan ve sömürülmekten kendini koruyamayan insan hiç farkına varmadan kendini baltalama yoluna girebiliyor. Bilinçsizce kendini hasta etmek, yokluğa sürüklemek, aciz duruma düşürmek, zarar veren insanları kendinden uzak tutmaya çalışmanın…
eyzesi Ayşegül’ü ziyarete gelmişti, bir gün kalıp gidecekti. Mevzu balkon terlikleriydi. Teyzesi ev terliğiyle balkona çıkıyor, sigara içip içeri giriyordu. Mevsim kış, hava soğuk, o yüzden de balkon kirliydi. Teyzesi ev terliğiyle balkona çıkıp sonra içerdeki halıya bastıkça Ayşegül çok rahatsız oluyor ama tartışma çıkmasın diye bir şey söyleyemiyordu. Tek söylediği:“Teyze kapının önünde balkon terliği…
İlişkilerinde olumsuz duygularını gösteremeyen bir insan, çok arkadaşı olsa bile kendini yalnız hissedecektir. İnsanın iki yüzü vardır. Bir ilişkide sürekli pozitif tarafını gösteren insanın içinde negatif duygular çöp misali birikir. İçinde çok çöp biriken insan ya hasta olur ya da olmayacak yerlerde, hak etmeyen sakin insanlara patlayarak çöpünü boşaltır. Gerçekten samimiyet içeren ilişkilerde insanlar olumlu…
Zor olan birini kandırmak değil, birinin seni kandırması da değil. En zoru birinin kendini kandırmasını hiç bozmadan izlemek zorunda olmak. Mesela sigarayı bırakmazsa ölecek. Ama diyor ki ben düşük nikotinli içiyorum, zaten az içiyorum, doktor da stres yapana kadar iç daha iyi dedi. Sigara içmezse stresten ölecek ve doktor da izin verdi gibi anlatıyor. Böyle…
İnsanlara bir şey öğretme kaygısıyla öyle doluyuz ki, üzgün bir insana destek olup sakinleştirmeyi beceremiyoruz. İnsan bir hata yapmış ve zaten üzülmüş. Derdini size anlatmış, olan olmuş bitmiş, dönüşü de yok. “Ben bir daha yapmasın diye doğrusunu öğretiyorum, hatasını gösteriyorum” demeyin. Doğrusunu zamanında gösterememişsiniz demek oki! Daha sonra bir ara anlatın bildiğiniz şeyleri. Karşınızdaki kişi…
Sevgili satış görevlisi arkadaşlar ve mağaza sahipleri. Biz müşteriler mağazanıza zaten bir ihtiyacımız için giriyoruz. Beğendiğimiz bir şey olursa alacağız. Ya da bugün sadece bakacağız, müsait bir zamanda alacağız. Ama üç adımda bir, bir görevli önümüze geçip: “nasıl bir şey bakmıştınız, bu markayı duymuş muydunuz, bunu denemek ister misiniz” deyince ben kendimi aslanların arasına düşmüş…
Evlilik hakkında bir laf çıkar ağzından, “Bekara karı boşamak kolay hele bir evlen ondan sonra konuş” derler. Evlenirsin, yine bir yerde laf edersin. “Hele bir çocuğun olsun, ben seni ondan sonra görücem” derler. Çocuk yaparsın, çocukla ilgili bir şey çıkar ağzından; “Bir tane çocukla kolay tabi, iki tane olsun ondan sonra konuş” derler. Neyse zaman…
Birbirimize güzel şeyleri söylemenin maliyeti sudan ucuz bile değil: “Bedava!” Mesela; “Bu üstündeki çok yakışmış” “Teşekkür ederim bu yaptığın ne kadar önemliydi anlatamam” “Minnettarım” “Çok yetenekli olduğunu düşünüyorum. Lütfen bu yolda devam et.” “Hayırlı olsun, yolun açık olsun, her şey gönlüne göre olsun” “Seninle gurur duyuyorum” “İyi ki senin annenim” (eşinim, arkadaşınım, kardeşinim) Yani işte…
Küçüksündür. Çocuğun birinden dayak yersin. Eve koşarsın bütün ümitler annende gibi. Ve annen der ki: “Utanmıyor musun ufacık çocuktan dayak yemeye, sen de bir tane vursaydın ya. Dayak yiyip gelme bir daha yoksa bir dayak da benden yersin”. Yine küçüksündür, top oynarken düşer ağlaya ağlaya eve gelirsin annenin kollarına sığınmaya. Annen der ki “düştün mü…
Bir çocuğu yetiştirebilirsiniz, eğitebilirsiniz. Ona örnek olabilmek de ne güzeldir. Ama anne baba olmak çocuğunuzla canınız nasıl istiyorsa öyle konuşma hakkını size vermez. “Ben onun annesiyim, onun iyiliğini benden daha çok kim isteyebilir ki” demek çocuklara sarf edilen kötü sözleri haklı çıkarmaz. Evet eminim her anne çocuğu için her şeyin en iyisini ister. Ama istemek…
Sevdiğiniz birinin sorunlu bir davranışı olabilir. Belki çok alkol alıyor, aşırı yiyor, sigara içiyor, çok para harcıyor, sürekli borç yapıyor. Onun bu sorunlu davranışı belki sizin de hayatınızı olumsuz yönde etkiliyor. Sürekli alkollü biriyle yaşamak, eşinin aşırı harcamalarından dolayı aile ekonomisinin bozulması zor konulardır. Peki durumu daha da zorlaştırmamak için ne yapabiliriz? Her şeyden önce…
Kendinize, yaratıcıya ve kadere inanın. Bir problemi çözmek için elimizden gelen her şeyi yapmışsak, o problemle ya da ona rağmen yaşamayı ve hayattan keyif almayı öğrenin. En çok acı veren şeylerin son tahlilde herkesin iyiliğine sonuçlanabileceğine inanın. Şu kaktüsün böyle çiçek açtığını görüyorsak her şerrin arkasında bir hayır olabileceğini daha kolay hatırlayın. İşlerini oluruna insanları…
Kötü niyetli olduğunu düşünmediğim ama iyi niyetli olduğuna da emin olamadığım insanlar var. Kötü bir niyetleri yok, zarar vermek istemiyorlar eyvallah. Bilmeden, fark etmeden, kötülük gütmeden yapıyorlar her ne yapıyorlarsa. Ama yaptıkları bana iyi gelmiyor, yoruyor, yıpratıyor. Görmüyor mu peki benim yıprandığımı, soğuduğumu, yaşadığım ıstırabı göremiyor mu? Aynı şekilde davranmayı neden sürdürüyor. Aradan yıllar geçiyor…
Hani bisiklete binmeyi öğrenirken selenin arkasından tutan ve adeta bisiklete üçüncü tekerlek olan biri vardır. Bir eli bisikletin selesinde yanımızda öylece koşar durur. Bir ara hafiften elini çeker, baktı ki gidiyoruz daha fazla çeker elini, azıcık yan yatarsak yeniden tutar. Baktı işi kotarıyoruz, çeker elini seleden ama yanımızda koşmaya ve tutuyormuş gibi yapmaya devam eder.…
Biliyorum eğer haklıysanız haklı olduğunuzu o ya da bu şekilde kanıtlama ihtiyacı duyarsınız. Oysa ki insanların sizi haklı bulmasının içinizi rahatlatmak dışında size bir faydası yoktur. “Ya evet çok haklısın” , “ kesinlikle sen haklısın” , “sana yapılan gerçekten büyük ayıp, haksızlık” sözlerini duyma çabası ve arzusu aynı zamanda insanı zaaflı gösterir. İnsanlar duymaya ihtiyaç…
Sizi üzenleri affedin demiyorum ama arada bir de olsa boşverin. Ne yitirmiş olursanız olun elinizde kalanlar için şükredin. Yaşınız kaç olursa olsun kaçırılmış bir şey yok. Yeni başlangıçlar yapmak için azimle gayret edin. Umutsuzluğa düşmeyin, küsmeyin kaderinize, her daim dua edin. İsyan edip de vazgeçmeyin; sadece biraz daha sabredin. Gerçekler bazen dayanılmaz derecede acı olabiliyor…
Neden kadınlar daha fazla depresyon ve anksiyete tedavisi görüyor? Psikolojik tabanlı hastalıklara ve otoimmün hastalıklara kadınlar neden daha fazla yakalanıyor.? Kadınlar daha zayıf oldukları için mi böyle oluyor? Elbette hayır. Sebep, kadınların sahip oldukları ilişkiyi sürdürmek için daha fazla taviz vermesi, boyun eğmesi ve daha fazla uyum sağlamaya çalışmasıdır. Kadınlar erkeklere göre daha dengesiz değildir.…
Size ait olduğu halde çabalamadan elde edemeyeceğiniz iki kavram: Nasip ve hak. Nasiple başlayalım. “Nasipse ayağıma gelsin” diyebiliriz. Evet her şey nasip kısmet ve kimse kimsenin nasibini yiyemez. Ama yeterince çaba harcamazsam bana ayrılmış olan nasibi ben de yiyemeyebilirim. Nasibin ayrılmıştır ve senin kapına gönderilmiştir. Sen teslim almazsan geri gider, tıpkı eve gelen postalar gibi.…
Mutlu hayat diye bir şey yok aslında, yalnızca mutlu anlar var. Mutlu anları algılayabilen ya da kendini tüm anlara kapatmış dertli zihinler var. Mutlu anlar ısmarlama olmuyor, planlamakla da bizi bulmuyor. Mutluluk sensörleriniz açıksa eğer, hayatın her anında karşınıza çıkmakta olan küçük sürprizleri fark ediyorsunuz. Değilse de güzelliklerin, fırsatların bazen de kısmetlerin yanından öylece geçip…
Bir hedef koyar ve o hedefe ulaşmak için planlar yaparsın. Ama planlar çoğu zaman işe yaramaz. Evdeki hesap çarşıya uymaz. Sende vazgeçersin, “amman boşver iyisi bizi bulmaz zaten” dersin, inancın kaybolmuştur. Kayıtsız bir razı oluş başlar şarkıda da söylediği gibi. Peki neden tutmaz hesaplarımız? Belki de hedef koymuşuzdur ama hedefimizi niyete koymamışızdır. İşte o zaman…
Neden sınır koyamıyoruz, neden bu kadar çok açıklama yapıyoruz ya da istemediğimiz şeylere neden boyun eğiyoruz? Çünkü yeterince nazik olmadığımızda, kendimizi çok net ortaya koyduğumuzda, yapmak istemediğimiz ve aslında yapmama hakkına sahip olduğumuz şeylere hayır dediğimizde RİSK almış oluruz. Neyin risk mi? O ilişkiyi ya da o ilişkinin bize sunduğu konforu kaybetme riski. Sonuçta en…
“Bir ortama girince susuyorum, konu açamıyorum, ne konuşacağımı bilemiyorum” diyenler oluyor. Konu bulamayınca da kendisi hakkında konuşuyor ve daha sonra çok fazla açık verdiği için pişman oluyor. Keşke onu söylemeseydim, bunu niye anlattım… Şimdi birincisi: illa ki konuşmamız gerekmiyor. Susabiliriz. Ama yok ben sessizliğe dayanamıyorum bana fenalık geliyor diyorsanız da o anki durumu konuşun. Aslında…
İnsanları kırmamak için verdiğiniz her taviz sizi daha kırılgan onu daha cüretkar hale getirir. Neden korkuyoruz insanları kırmaktan. Kırılan insan kadar korkunç bir şey yok da ondan. Ne olur ki, kırılırsa kırılsın diyemiyorsun. Demesi kolay da dayanması zor çünkü. Mesele insanların kırılmasından çok kırıldıkları zaman bize kesmelerinden korktuğumuz ceza. Bu ceza keşke para cezası olsa.…
Hayatta hiç bir şeyle kafayı fazla bozmayın. Kötü düşünceleri kastetmiyorum bu yazıda. Spor, sağlıklı beslenme, hayvan sevgisi, kitaplar, organik yumurta, kişisel gelişim, anne olmak, yükselmek, gibi olumlu anlamı olan şeylerin de abartılması en güzel konuyu bile sevimsiz hale getiriyor. Bunun yanında bir konuyu saplantı haline getirmenin dünyanın geri kalanına kör kalmak gibi bir yan etkisi…
Doktor hastaya sorar: “Neren ağrıyor, nasıl düştün, gece uykuların nasıl vb.” Polis suçluya sorar: “O gece neredeydin, araba nerde, eve saat kaçta girdin” Mağazaya girersiniz satıcı sorar: Nasıl bir şey bakmıştınız, kaç numara giyiyorsunuz” Bu insanlar soru soruyorlar çünkü işleri bunu gerektiriyor. O cevaplara ihtiyaçları var. Öğrendikleri sayesinde işlerini yapıyorlar. Eğer yakın ilişkilerinizde aldığınız cevaplar…
Her zaman bir orta yol, çok da mümkün olamayabiliyor. İyi iletişim demek her zaman uzlaşabiliriz demek değil. Çiftler bazı konularda sonsuza kadar da fikir birliğine varamayabilirler. İyi iletişim anlatabilmek ve anlaşılabilmek ihtiyacının karşılanmasıdır. Sesini duyurabilmek ve diğerinin sesini duyabilmek becerisidir. Fikir birliğine varmak ise çok ayrı bir mevzudur. “İki insanın her konuda uzlaşması zaten mümkün…
Bazen tek ihtiyacımız olan samimi bir “nasılsın” sorusudur. Ama bakıyorum da kim kime nasılsın diye soruyor? “Naber” ve “Napıyon” ifadeleri nasılsın sorusunun yerini o kadar almış ki! Daha resmi ilişkilerde “nasılsınız” diye soruluyor. Cevap belli “teşekkür ederim siz nasılsınız”. Birbirine daha yakın insanlar, daha çok “naber” “napıyon” diye soruyor. Yani sanki ne yaptığımla ilgileniyorlar da,…
Dayanıksızlık şeması olan kişiler hem tehlikeleri olduğundan daha büyük görürler, hem de kendi güçlerini küçümserler. Her an bir şey olacak gibi kaygı duyarlar. Parasız kalmak, sağlığını kaybetmek ya da sevdiklerini birini kaybetmek gibi takıntıları vardır. Tetikte olmaları hem onları hem de çevrelerindeki insanları yorar. Dirençli olmak önemli. Hem başarıya hem mutluluğa giden yol dirençli olmaktan…
Haklı olsan da haddini aşmayacaksın. Öfkeni dile getirirken aşırıya kaçmayacaksın. Hakkı yenen sen bile olsan hakkını yiyenlere hakaret etmeyeceksin. Mağdursan mağdur gibi davranacaksın. Gördüm ki, canı yandığı için bile olsa bağıranın mağdur olduğuna kimse inanmıyormuş. Mesela adam eşyanı çalıyor fark ediyorsun, hırsız diyorsun. “Sen bana hırsız dedin” diyor. Sana iftira atıp işinden kovulmana sebep olana…
Geçen günkü yazımla ilgili çok soru geldi sizden. Hakkımız yendiyse ve çok öfkelendiysek, haklıyken haksız duruma düşmemek için ne yapabiliriz? Bir takipçimiz evlenmek üzere olduğu nişanlısının kendisini aldattığını öğrenmiş ve nişanlısına kötü bir kelime söylemiş. Nişanlısı da sen benim gururumla oynadın diye cevap vermiş. Hadi bakalım! suçlu birken iki oldu. Suçu işleyen kişi kendisini suçuyla…
Birine yardım etmek de, birinden yardım istemek de incelikli bir iştir. İnsanlar arasındaki pek çok kırgınlığın ve sorunun kaynağında böyle zamanlar vardır. Düşen birine el uzatıp yerden kaldırmak yardım etmektir. Sizi kaldıran kişiye teşekkür eder ve yolunuza devam edersiniz. Elinizden tutan kişi bundan sonra nasıl yürüyeceğinize karışamaz. Karışma dediğinizde, “karışırım çünkü düşersen ben kaldırıyorum” diyorsa…
Hayırlısının böyle olduğunu bilmek de üzülmeye engel değil. Biliyorsun böylesi senin için daha iyi ama yine de üzülüyorsun. Yaşanan her kaybın ardından acı çekiyorsun. “Bu bir kayıp değil, sonunda her şey daha güzel olacak, hayırlısı buymuş üzülme” diyenler oluyor. Anlıyorsun, biliyorsun ama yine de acını dindiremiyorsun. Akıl ve mantık hayırlısı bu diyor, kalp yitirdiklerinin yasını…
Kendimizi sevilebilir hissetmiyorsak ihtiyaç duyulan kişi olmakla yetiniriz. İnsanların bize ihtiyaç duymasını sağlamanın yolu onların sorumluluklarını taşımaktan, işlerini halletmekten, bolca fedakarlık yapmaktan geçer. Değersizlik duygusu ve kendini sevmeme öyle bir duygusal açlık yaratır ki, insan köprüyü geçene kadar olduğunu bile bile, kendini güçlü, iyi ve değerli hissetmek için kendini feda eder. “ihtiyaçları olmasa beni neden…
Sabah sabah çok düşünceli görünüyor değil mi? Hep düşünüp sonrasında karar alıp harekete geçmezseniz düşünceli görünürsünüz. Enerjiniz düşer, üstünüze bi tembellik çöker, isteksizlik başlar. Gereğinden fazla düşünmek harekete geçmek için lazım olan enerjiyi düşürür. Hayatta her şeyi düşünemez, her şeyi hesaplayamaz, bütün değişkenleri kontrol edemezsiniz. Enine boyuna düşün, kararını ver harekete geç. Göç yolda da…
İnsanların hataları üzerinden prim yapmaya, haklı olmaya, iyi görünmeye çalışmak ve bunun için de insanların hatalarını afişe etmek, her yerde anlatmak, altını kırmızı kalemle çizmek kötü ve itici bir davranıştır. Ne diyor Mevlana “insanların kusurlarını örtmekte gece gibi ol”. Atasözü ne diyor peki? “Eden kurtulurmuş da diyen kurtulmazmış” Yani insanlar hata yapanın değil hatayı söze…
Kaplumbağalar da kış uykularından uyanıp yollara çıktıklarına göre mevsimsel depresyonda riskli dönem gelmiş demektir. Orhan Veli’nin “beni bu güzel havalar mahvetti” demesi, eve ekmekle tuz götürmeyi böyle havalarda unutup işinden istifa ettiğini söylemesi boşuna değil yani. Gün ışığının artmasının melatonin seviyesine etkisi mevsimsel depresyonun önemli nedeni. Bunun yanında, geçmişinde depresyon öyküsü olanlar bahar depresyonuna daha…
❤Kendini feda etmek, aşırı özveride bulunmak sevgi değildir. ❤Aşırı endişelenmek sevginin kanıtı değildir. ❤Kıskanmak çok sevmekten değildir ❤Sitem sevgiden değildir ❤Üzerine titremek sevgi değildir ❤Her fırsatta aramak sevgiden değildir ❤Evli kalmak istemek sevgiyle ilgili değildir ❤Sevgi gösterisi yapmak sevmek değildir, gösteri yapmaktır ❤Onun iyiliği için, onun yerine kararlar almak, akıl vermek, işini kolaylaştırmak sevgi değildir…
Lafın yeri geliyor da hiç bir şey diyemeden öylece susuyorsun ya, uyu uyuyabilirsen ondan sonra. Tabi ki ağzımız dilimiz, söyleyecek sözümüz var. Sorun da bu ya zaten. Çok fazla duygu var kalbimizde sözcüklere sarılmış ve hepsi aynı anda ağzımızdan çıkmak için hücum edip boğazımızda düğüm oluyorlar. Ondan sonra hiçbiri çıkamıyor dışarıya. Boğazımızdaki yumruyla kalıyoruz öyle.…
Kötü söz sadece küfür müdür? Eğer bir insana ağza alınmayacak küfürler etmiyorsanız, her lafı söyleyebilir misiniz? Mesela, “o ne biçim elbise”, “ne sürdün sen yüzüne”, “hala mı ayrılmadın ondan”, “profil fotoğrafın da güzel çıktığını mı düşündün”… Yani bunun gibi kişinin seçimlerini, kararlarını, lakabını hedef alan bir sürü yıkıcı söz söyleyip, ondan sonra karşınızdaki kişi sinirlenince…
Özgüven ve özsaygıyı serumla bünyeye alamıyoruz. Bir kitap, bir kurs, bir telkinle de olmuyor. Bunun için bir çip de üretmedi bilim adamları. Hayal kurmaya cesaret ettiğimizde, hayalimizin peşinde koşmak için harekete geçtiğimizde, bu süreçte yaşayabileceğimiz acı, tereddüt ve dış dünyayla mücadele ederken karşımıza çıkacak her türlü üzüntüyü göze aldığımızda kendimizle gurur duyarız. İşte özgüven böyle…
Çocuklarınıza iyi bakın. Yedirin, giydirin, üstünü örtün, oyun oynayın, kurslara gönderin demiyorum. Bakın yani onlara. Bakın ve görün. Gözlerinin içine bakın. Anlayın. Ne hissediyor? Kızgın mı, yorgun mu, korkmuş mu, aciz mi? Çocuğunuzu görmekten korkmayın ve bunun için ona çok iyi bakın. Belki oraya baktığınızda kendi içinizdeki aciz çocukla karşılamaktan korkuyorsunuz. İyi bakın evet. Kendi…
Biten ilişkinin ardından; olmadı, yürütemedim, başaramadım diye kendinizi suçlamayın. Çünkü her ilişki iki kişiliktir ve ilişkinin iyiye doğru yol alması için her iki tarafın da aynı hızla kürek çekmesi gerekir. Taraflardan biri ilişki için kürek çekmiyorsa ya da ötekine çok güvenip kürekleri bıraktıysa olduğunuz yerde dönersiniz. Acaba siz hangi taraftasınız? Var gücüyle daha iyi bir…
İnsan sevdiğine mi sitem eder? Sitem sevgiden midir? Bence değildir. İnsan sevdiğine sitem etmez; sitem edip de sevdiğini üzmez. Sevgi ve sitem sözcükleri zaten yan yana bile gelemez. Çünkü sitem beklenti yüklüdür, almak odaklıdır; gerçek sevginin içinde ise beklentiye yer yoktur. Yani insan sevdiğine değil, daha fazla ilgi ve sevgi istediği kişiye sitem eder. Sitem…
Birisine çok kızdığınızda, sürekli onun aleyhinde konuştuğunuzda, çok öfkelenip çok sinir olduğunuzda geriye ne kalır? Olumlu duygular, sevgi, merhamet ve hatta acıma. Oysa ki size zarar vermiş ve kendinizi korumanız gereken birine üzülmek ve acımak istemiyorsunuzdur. Olayın mağduru sizsinizdir. Bunu her yerde dile getirirmişsinizdir. Ama dizginsiz şekilde ifade edilen bu kadar öfke ve nefret duygusundan…
Çok düşününce karar alamıyor insan hatta yerinden kımıldayamıyor. Çünkü akıl ve mantığın sesi, insana her zaman tehlikeleri kötülükleri fısıldıyor. Çok düşününce olmazları görüyorsun da nasıl olurun cevabını bulamıyorsun. Olmaz çünkü şöyle, olmaz çünkü böyleler yiyor kafanın etini. Aman boşver diyorsun ve bırakıyorsun. Böyle kalalım daha iyi. Sonuçta akıl var mantık var diyorsun ya da sen…
“Bir ortama girince susuyorum, konu açamıyorum, ne konuşacağımı bilemiyorum” diyenler oluyor. Konu bulamayınca da kendisi hakkında konuşuyor ve daha sonra çok fazla açık verdiği için pişman oluyor. Keşke onu söylemeseydim, bunu niye anlattım… Şimdi birincisi: illa ki konuşmamız gerekmiyor. Susabiliriz. Ama yok ben sessizliğe dayanamıyorum bana fenalık geliyor diyorsanız da o anki durumu konuşun. Aslında…
Yılın son günü. Yeni yıl dileklerimiz var hepimizin, yeni yıldan beklentilerimiz var. Ama kafalar aynı kaldıktan, düşünceler değişmedikten sonra takvimde değişen sayıların bize bir şey getirmediğini de biliyoruz. O zaman yeni yılda yeni düşüncelere kapımızı açalım. Zihnimizi ve bedenimizi daha esnek tutalım, olaylara geniş açıdan bakalım. Farklı olana saygı duyalım. Kabullenici olmanın anlamı aynı fikirde…
Alınganlık çok fena birşey. Ömür törpüsü. Bana mı dedi, beni mi kastetti, bu laf bana mı geldi, ben burdayım diye mi içeri girmedi… kendinizi yemeyin. Üstünüze alınmayın, meseleleri çok da kişisel algılamayın. Bunca soğuğu üzerine alınmayıp, hala hayatta kalan şu ayçiçeği gibi olun mesela. Kendiniz için yeni yıl dileklerinizden biri de alınganlığınızı yenmek olsun. Sevgilerimle💕…
Sevdiklerimizin mutluluğu için bir şey yapmak bize iyi gelir. Ama bu bir görev ve sorumluluk haline gelirse, memnun etmeye çalıştıklarımız giderek daha talepkar olursa öfkeleniriz. İnsanları memnun etmek sizin sorumluluğunuz değildir. İnsanlar için her ne yapıyorsanız gerçekten istediğiniz için ve kendi sorumluluklarınızı ihmal etmeden yapın. Küçük bir hatırlatma olsun bugün için. Sevgiler selamlar 🙋
Bağışlamak lazım, affetmek ve kalbi korumak. Ama öyle affettim demekle de olmuyor ki bu işler. Kızdığınız birini affetmeye giden yol önce inkar etmeyi bırakmakla ve başımıza geleni kabullenmekle başlıyor. Sonra bol miktarda öfke çıkıyor açığa. Sonra öfkeden yorgun düşüyorsun; hüzün keder belki de hafif çaplı depresyon beliriyor bünyede. Takıntılar başlıyor, pazarlık yapıyorsun inandığın şeyle. Sonra…
Sevdiklerimizin mutluluğu için bir şey yapmak bize iyi gelir. Ama bu bir görev ve sorumluluk haline gelirse, memnun etmeye çalıştıklarımız giderek daha talepkar olursa öfkeleniriz. İnsanları memnun etmek sizin sorumluluğunuz değildir. İnsanlar için her ne yapıyorsanız gerçekten istediğiniz için ve kendi sorumluluklarınızı ihmal etmeden yapın. Küçük bir hatırlatma olsun bugün için. Sevgiler selamlar 🙋
Alınganlık çok fena birşey. Ömür törpüsü. Bana mı dedi, beni mi kastetti, bu laf bana mı geldi, ben burdayım diye mi içeri girmedi… kendinizi yemeyin. Üstünüze alınmayın, meseleleri çok da kişisel algılamayın. Bunca soğuğu üzerine alınmayıp, hala hayatta kalan şu ayçiçeği gibi olun mesela. Kendiniz için yeni yıl dileklerinizden biri de alınganlığınızı yenmek olsun. Sevgilerimle💕…
İnsanları incitecek sorular sormayın. İnsanları zor durumda bırakan, utandıran sorular. Meraklı sorular. Hiç bir amacı olmayan çoğu zaman meraktan ya da laf olsun diye sorulan sorular. Çocuk yok mu? İkinci ne zaman geliyor? Evlenmiyor musun daha? Neden evlenmiyorsunuz? Kilo mu aldın? Kaç paraya aldın? Ve daha böyle bir sürü soru yazabilirim. Soruyu soranın belki kötü…
“Bir ortama girince susuyorum, konu açamıyorum, ne konuşacağımı bilemiyorum” diyenler oluyor. Konu bulamayınca da kendisi hakkında konuşuyor ve daha sonra çok fazla açık verdiği için pişman oluyor. Keşke onu söylemeseydim, bunu niye anlattım… Şimdi birincisi: illa ki konuşmamız gerekmiyor. Susabiliriz. Ama yok ben sessizliğe dayanamıyorum bana fenalık geliyor diyorsanız da o anki durumu konuşun. Aslında…
Çok düşününce karar alamıyor insan hatta yerinden kımıldayamıyor. Çünkü akıl ve mantığın sesi, insana her zaman tehlikeleri kötülükleri fısıldıyor. Çok düşününce olmazları görüyorsun da nasıl olurun cevabını bulamıyorsun. Olmaz çünkü şöyle, olmaz çünkü böyleler yiyor kafanın etini. Aman boşver diyorsun ve bırakıyorsun. Böyle kalalım daha iyi. Sonuçta akıl var mantık var diyorsun ya da sen…
Birisine çok kızdığınızda, sürekli onun aleyhinde konuştuğunuzda, çok öfkelenip çok sinir olduğunuzda geriye ne kalır? Olumlu duygular, sevgi, merhamet ve hatta acıma. Oysa ki size zarar vermiş ve kendinizi korumanız gereken birine üzülmek ve acımak istemiyorsunuzdur. Olayın mağduru sizsinizdir. Bunu her yerde dile getirirmişsinizdir. Ama dizginsiz şekilde ifade edilen bu kadar öfke ve nefret duygusundan…
İnsan sevdiğine mi sitem eder? Sitem sevgiden midir? Bence değildir. İnsan sevdiğine sitem etmez; sitem edip de sevdiğini üzmez. Sevgi ve sitem sözcükleri zaten yan yana bile gelemez. Çünkü sitem beklenti yüklüdür, almak odaklıdır; gerçek sevginin içinde ise beklentiye yer yoktur. Yani insan sevdiğine değil, daha fazla ilgi ve sevgi istediği kişiye sitem eder. Sitem…
Biten ilişkinin ardından; olmadı, yürütemedim, başaramadım diye kendinizi suçlamayın. Çünkü her ilişki iki kişiliktir ve ilişkinin iyiye doğru yol alması için her iki tarafın da aynı hızla kürek çekmesi gerekir. Taraflardan biri ilişki için kürek çekmiyorsa ya da ötekine çok güvenip kürekleri bıraktıysa olduğunuz yerde dönersiniz. Acaba siz hangi taraftasınız? Var gücüyle daha iyi bir…
Çocuklarınıza iyi bakın. Yedirin, giydirin, üstünü örtün, oyun oynayın, kurslara gönderin demiyorum. Bakın yani onlara. Bakın ve görün. Gözlerinin içine bakın. Anlayın. Ne hissediyor? Kızgın mı, yorgun mu, korkmuş mu, aciz mi? Çocuğunuzu görmekten korkmayın ve bunun için ona çok iyi bakın. Belki oraya baktığınızda kendi içinizdeki aciz çocukla karşılamaktan korkuyorsunuz. İyi bakın evet. Kendi…
Özgüven ve özsaygıyı serumla bünyeye alamıyoruz. Bir kitap, bir kurs, bir telkinle de olmuyor. Bunun için bir çip de üretmedi bilim adamları. Hayal kurmaya cesaret ettiğimizde, hayalimizin peşinde koşmak için harekete geçtiğimizde, bu süreçte yaşayabileceğimiz acı, tereddüt ve dış dünyayla mücadele ederken karşımıza çıkacak her türlü üzüntüyü göze aldığımızda kendimizle gurur duyarız. İşte özgüven böyle…
Kötü söz sadece küfür müdür? Eğer bir insana ağza alınmayacak küfürler etmiyorsanız, her lafı söyleyebilir misiniz? Mesela, “o ne biçim elbise”, “ne sürdün sen yüzüne”, “hala mı ayrılmadın ondan”, “profil fotoğrafın da güzel çıktığını mı düşündün”… Yani bunun gibi kişinin seçimlerini, kararlarını, lakabını hedef alan bir sürü yıkıcı söz söyleyip, ondan sonra karşınızdaki kişi sinirlenince…
Hata yapmak insanın değerinden bir şey eksiltmez, onun yetersiz olduğunu göstermez. Hata yapmak bir kişilik kusuru değildir. Ancak hata yapınca gerçekten üzülmek ve özür dilemek yerine kendini haklı çıkaracak şekilde konuşup karşısındakini büsbütün üzmek kişilik bozukluğunun bir işareti olabilir.
Mutlu etmeye çalıştıklarınız da sizi mutlu etmeye çalışıyor mu? Yoksa siz herkesin rahatı için koştururken onlar sizi önemsemiyor mu? Mutluluğunuzu umursamayan insanlar için zamanınızı boşa harcamayın. Olmuyorsa olmaz bazen.
Video için https://www.facebook.com/psikologtulaykok/?hc_ref=PAGES_TIMELINE&fref=nf Hepimiz sadece kendimiz olduğumuz için sevilmeyi arzularız. Ama bu olmayınca da yeterince iyi olamadığımız için utanç duyarız. Oysa her şey bizimle alakalı değil. Belki de o sevgiyi bize asla veremeyecek kişilerin dikkatini çekmeye çalışıyoruz. Daha iyi, daha sevimli olduğumuzda ya da daha çok çabaladığımızda da beklediğimiz ilgiyi, sevgiyi alamayacağız çünkü muhtemelen onda…
Bağışlamak lazım, affetmek ve kalbi korumak. Ama öyle affettim demekle de olmuyor ki bu işler. Kızdığınız birini affetmeye giden yol önce inkar etmeyi bırakmakla ve başımıza geleni kabullenmekle başlıyor. Sonra bol miktarda öfke çıkıyor açığa. Sonra öfkeden yorgun düşüyorsun; hüzün keder belki de hafif çaplı depresyon beliriyor bünyede. Takıntılar başlıyor, pazarlık yapıyorsun inandığın şeyle. Sonra…
Mecburen dediğimiz şeylerin ne kadarı gerçekten mecburiyet hiç düşündünüz mü? Acil ve mecbur diye etiketlediğimiz olayların ne kadarı gerçekten öyle? Hayatta ne bu kadar aciliyet ne de bu kadar mecburiyet var. Stresimizin ve ağırlığımızın en büyük sebebi sürekli acil durumda olmamız. Ortada hayat memat meselesi var mı? Yok. O zaman aciliyet de yok. Mecburum dediğiniz…
Bir işe başlamak için her şeyin hazır olmasını beklerseniz daha çok bekleyebilirsiniz. Siz bir ucundan işe başlayın. Ertelemek her zaman daha fazla ertelemeyle sonuçlanır. Şartların olgunlaşmasından daha önemlisi sizin kalbinizdeki inancın olgunlaşmasıdır. Kalbiniz temiz, niyetiniz iyiyse, su akar yolunu bulur. Önemli olan yola koyulmaktır.
Dünya kız çocukları gününde benim sözüm kız çocuğu olan babalara. Kızlarınıza vakit ayırın ve onları çok ama çok sevin. Anlattıklarını dinleyin ki onları ilk dinleyen adamın kendilerini sevdiğini sanmasınlar. Onları güldürün, birlikte eğlenin ki beraber eğlendikleri ilk adamın peşine takılıp gitmesinler. Gözlerinin içine bakın, göz bebeklerinizde kendilerini görsünler ki gözlerinin içine yalandan bakıp sevgi sözleri…
Ruh sağlığınıza iyi bakın. Bunun için ilk adım, basit düşünün ve hayatınızı sadeleştirin. Bir şey oluyorsa oluyordur, olmuyorsa olmuyordur. Oluyorsa tadını çıkarın olmuyorsa da bırakın gitsin. Kendinizi zorlamayın. Fazlalıkları atın, hayatınızda sevgiye, şefkate daha fazla yer açın 💕🌼🙋
Yarın sabah okullar açılıyor yeni bir ders yılı başlıyor. Dilerim ki hem çocuklarımız hem de bizler için stresten uzak, verimli bir yıl olur. Hepimiz çocuklarımızın okulda başarılı olmasını istiyoruz. Burada küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. Okul başarısı hayat başarısından, ders çalışma sorumluluğu hayatın diğer alanlarındaki sorumluluklardan bağımsız değildir. Bu yüzden yeni bir yıla başlarken çocuklarınıza…
Hiç kimseyi gözünüzde fazla büyütmeyin. Özellikle sosyal ortamlarda hissettiğiniz korku ve çekingenlik insanlara fazla anlam yüklemekten, onların sizi eleştirmesinden, beğenmemesinden korkmaktan kaynaklanır. Mevkisi makamı ne olursa olsun tüm insanlar temelde eşittir. İki dakika nefessiz, üç gün susuz kalamaz. Rahat olun; insanların değerini abartıp kendi değerinizi küçümsemeyin. Sevgiyle kalın🌼
Video için https://www.facebook.com/psikologtulaykok/?fref=ts Her şey nasip kısmet. Ne kadar çabalasan da kısmetten ötesi olmuyor. Bazı şeyler zamanını bekliyor. Ama bu demek değil ki biz çabalamayı bırakıyoruz. (Sonuna kadar izlerseniz ne dediğim daha iyi anlaşılıyor😊) Kısmetiniz bol, keyfiniz huzurunuz yerinde olsun.
Duyguları kağıtlara yazmak iyidir, rahatlatır. İçini dökebileceğin, acını paylaşacağın kimse olmasa da defterin hep oradadır. Yazmak iyileştirir. Yazarken bazı duygular canımızı yaksa da, ağır ağır atarız yükümüzü, kağıtlar doldukça biz şifalanırız. 🌼💕🌼
Kimse bizim ne yaşadığımızı tam olarak bilemez, acımızı anlayamaz. Ama en azından anlamak için çaba gösteriyor ve umursuyor olduklarını bilmek bize iyi hissettirir. Sorunlarımız, acılarımız önemsenmediğinde ve “buna mı bu kadar takıyorsun” denilerek sıkıntılarımız küçümsendiğinde çevremizde ne kadar insan olsa da kendimizi yalnız hissederiz. Gerçek dostlar kendileri sizin gibi hissetmese bile sizin hislerinize ortak olmaya…
Bir çok şey çok kötü, üzücü, acı verici olabilir. Ama dünyanın sonu olan tek şey dünyanın sonudur. Biz yine de hayal kurmaya devam edelim, umudumuzu hiç kaybetmeyelim. Sevgilerimle💕💙💕
Her kalp sevgi ile beslenir. Sevgi bir canlının büyümesi için en verimli topraktır. Sevilen insan daha çok sevgi verebilir. Sevilen her canlı daha dirençli olmayı öğrenir. Sevgiyle kalın🙏💕
Bazılarımız tamamen kendileri dışında bir şeye, mesela eşine, çocuğuna, bir arkadaşa saplantılı şekilde odaklanır. Onlara ne istiyorsun diye sorduğumda diğerinin ne istediğini anlatmaya koyulur. Ne hissediyorsun diye sorduğumda diğerinin hislerini anlatmaya başlar. Kendinden değil kafasını taktığı kişiden bahsetmek ister sürekli. Enerjileri düşüktür, sinirleri bozuktur ve tükenmişlerdir. Bana kendilerini anlatamazlar çünkü ne istediklerini, ne hissettiklerini bilmiyorlardır.…
Bize acı veren yaşantılardan, acı çekmeyi göze almadan kurtulamayız. Acıdan kaçtığımızda kısa vadede rahatlarız. Uzun vadede ise hem sorunlarımızın, hem de sorunlarımızdan kaçmak için sığındığımız bağımlılıklarımızın yarattığı acıyla baş başa kalırız.
İnsanların yaptığı her şeyi kişisel algılamayın. Üstünüze alınmayın. Hele de sizi sevip sevmediğinin göstergesi olarak hiç düşünmeyin. Kişilik bozukluğu olan insanların takıntılı şekilde bazı şeyleri yapması sizi değil kendilerini sevmediklerini gösterir.
Başkası konuşurken onun sözlerini dinlemek yerine vereceğiniz cevabı düşünmek, iletişim katili bir davranıştır. Dinlerken zihniniz şu deniz kadar berrak olmalı. Karşınızdakini ancak bütün önyargılardan arınmış bir kafayla dinlerseniz anlamaya başlarsınız. Mutlu ilişkiler için, dinlemek konuşmaktan önde gelir. 🌼
Günaydın… “dur, dinle. hep konuşursan hiç bir şey duyamazsın” demiş kızılderili atasözü. Dinlemek önemli. Birini sevmek en çok da o birine kulak vermek demek. Seviyorsanız hem kalbinizi hem kulaklarınızı açıp dinleyin. Dinleyerek var edin sevdiklerinizi. Güzel bir gün olsun hepimize🌸
Yazıya Konu Videoyu İzlemek İçin Linke Tıklayınız ;https://www.facebook.com/psikologtulaykok/videos/1073205502761994/ Hayat çok yorduğunda neden bir kuzunun yanında değil de bir çakalın yanında dinlenmek ister çoğu insan? Asla teslim olmaması gerekene, ilk önce teslim olur? Hem de onca seçenek arasından gider de gözünü çıkartır? Bizim için en tehlikeli olanın çekiciliği daha mı büyük olur? . Kedinin pençesinde uykuya…
Yazımıza Konu Video için ; https://www.facebook.com/psikologtulaykok/videos/1071524409596770/ İnsanın yapabileceği bir şey konusunda ben yapamam demesi, yeterince denemeden pes etmesi ne kadar acıklıysa, boyunu aşan sulara yüzme bilmeden dalması da bir o kadar acıklı gelir bana. . İlkinde korkaklık, tembellik ve cesaret eksikliği ikincisindeyse hadsizlik duygusudur insanın düşmanı. . Bu videoda, enerjisini olmayacak bir iş için harcayan…
Bize iyi hissettiren her şey kalıcı iyilik haline hizmet etmeyebilir. Kalıcı iyilik hali; her yönden sağlığımıza özen göstermekle, kendi ihtiyaçlarımız ile çevremizin ihtiyaçlarını dengelemekle, bize yapılan iyiliği daha çok ama kötülüğü daha az farketmekle, aldığımızdan daha çok vermekle ve her zaman daha çok sevmekle mümkündür.
Bazen bir çay bardağına dayanmakta buluruz ana sıcaklığını. . 🌸 İsteyelim ya da istemeyelim tüm canlıların bağlanmaya, ihtiyacı var. . 🍀 Hayata sağlıklı bağlar kurarak başlayanların ileride kuracağı ilişkiler de sağlıklı olacaktır. Güven dolu bağlantılar yaşamın ilk yıllarında oluşmadıysa kişi güven dolu, huzurlu ilişkiler oluşturmakta zorlanacaktır.
Birbirimizden farklı olabiliriz. Farklı düşünüyor, farklı görünüyor, farklı şeylere inanıyor olabiliriz. Gel gör ki sonuçta yakınlığa, dostluğa, sevgiye, huzura aynı şekilde ihtiyacımız var. Birbirimizi tüm farlılıklarımızla kabul ettiğimizde kalbimizde yakınlığa daha çok yer açılacak. Ve mutlu olmak için yakın olmaya herşeyden çok ihtiyacımız var.
Aynı fikirde olmak insanlar arası yakınlık ölçütü müdür? Hayır değildir. Ama diğerlerinin yakınlığını, sevgisini, desteğini kaybetmekten korkuyorsak onlarla hemfikirmiş gibi yaparız. Çatışmadan kaçmak, bir süreliğine de olsa huzurumuzu korumak için kendi düşüncemizi kendimize saklarız. Bunun uzun vadede sürekli yapılmasının sakıncası şudur. Bir süre sonra kendiliğimizi öyle bir bastırmış oluruz ki artık en basit konularda bile…
Karşınızdaki kişinin geçmişte size yaptıklarını eleştirerek, bugünde ihtiyacınız olanı alamazsınız. Şimdi de neye ihtiyacınız varsa açık açık söyleyin. Örneğin “ne zaman bir işin ucundan tuttun ki” demek yerine “mutfakta yardımına ihtiyacım var masayı hazırlar mısın” demek. Ya da “bir günden bir güne yanımda olmadın” demek yerine, “bugün önemli bir görüşmem var yanımda olursan mutlu olurum”…
Eşimizle daha yakın olmanın yolu; onunla daha fazla ilgilenip, sorunları masaya yatırıp, ilişkiyle daha fazla uğraşmak mıdır? Cevap hayır. Paradoks odur ki ilişkiye odaklanmak yakınlıktan ziyade çiftler arasında mesafe doğurur. Yakınlık bir ilişkide ilk hedef olduğunda mesafeler daha da artar. O zaman özellikle sorunlu dönemlerde, eşimizle aramızda gerilim tırmandığında neye odaklanmalıyız: “Kendimize”. Kendimizle ilgilenmek kendi…
Sevgili öğrenciler, sınav esnasında sadece sorulara odaklanın, sonuçları değil soruları düşünün. Bir konuyu hatırlamakta zorluk yaşarsanız sağ elinizi yumruk yapın ve üç derin nefes alın. Eğer bir soruyu bir kaç kere okumanıza rağmen anlayamadıysanız dikkatiniz dağılmış olabilir başınızı soru kağıdında kaldırın, omuzlarınızı hareket ettirin ve avuçlarınızı beş altı kere açıp kapatın. Yapamadığınız soruyu boş bırakın…
Sorumluluktan kaçan insanların temel korkusu başarısız olmaktır. Büyük ihtimalle küçük yaşlarda anne babaları tarafından çok fazla eleştirilmişler, başarısız oldukları her seferinde cezalandırılmışlardır. Bu insanlar için sorumluluk risk demektir. Eleştirilmekten bıkmış, cezalara doymuşlardır. Onay almaya ihtiyaçları vardır ama sorumluluk almadıkları için ciddi başarılar elde edemezler. Başarılı olmadıkları için çok ihtiyaç duydukları onayı alamazlar. Bu kısırdöngüyü bir…
Farklı olmanın, farklı düşünmenin kabul edilmediği bir ailede büyüdüysek yakın olmanın yolunun aynı olmaktan geçtiğine inanıyor olabiliriz. Oysa ki yakın olmak ve anlaşmak için aynı olmak gerekmez. Sevdiğimiz insanları kendimize benzetmeye çalışmak yerine onları olduğu gibi kabul edersek zenginleşir ve büyürüz.
Bir insanı değişmesi için ne kadar zorlarsanız, değişime karşı o kadar direnecektir. “Ama zorlamazsam hiç değişmeyecek” diyebilirsiniz. Oysa insanlar zorladığımız için değil, zorlamamıza rağmen değişirler. Emin olun her insan değişmek, büyümek, gelişmek dürtüsüyle doğmuştur. Her insan mevcut koşullar altında elinden gelenin en iyisini yapmak için çaba gösterir. Zamanı gelince, şartlar uygun olduğunda ve en önemlisi…
İçimizdeki sesleri en yüksek şekilde rüyalarımızda duyabiliriz. Rüyalarımız bilinçaltından bilincimize gönderilmiş mektuplar gibidir. Farkına varılmayan, unutulan bir rüya, okunmadan silinmiş bir mesaj gibidir. Bu nedenle rüyalarımızı hatırlamaya çalışmak, mümkünse eğer bir rüya defteri tutmak kişiliğimizin bütünleşmesi ve sorunlarımızın çözümü konusunda çok yardımcı bir yöntemdir. Eğer çok fazla kabus görüyorsak, kişiliğimizin reddettiğimiz parçalarının açığa çıkma zamanı…
Sınava girecek olan gençler… Şu ana kadar bilgi olarak ne öğrendiyseniz öğrendiniz. Şimdi önemli olan bilginizin tamamını kullanabilmeniz. Bunun içinde moralinizin yüksek, kaygınızın düşük olması gerekir. Başarının yarısı öğrenmek, diğer yarısı da öğrendiğini aktarabilmektir ve bu da moral gücünün yüksek olmasına bağlıdır. Bunun için bir kaç önerim var ☝yarın gideceksiniz ve size 160 tane soru…
Yeni yıldaki yenilik lafta kalmasın, değişen sadece bir rakam olmasın. Değişen rakamların biz bir şey yapmazsak bir şeyleri değiştirmeye gücü olmadığı unutulmasın. Yeni yıl bahane belki de… İnsan ruhu arada sırada şöyle bir aç kapa yapmak, bir şeylerin değişeceğine inanmak, yeniden başlamak, umut etmek istiyor. Yeni olan her şey içimizde büyük bir heyecan uyandırıyor. Yeni…
İlişkide kendinizi ortaya koyuyor musunuz yoksa sıkıcı olurum kaygısıyla kendinizi saklıyor musunuz❓ Mesela, çok heyecanlı olduğunuz halde sakinmiş gibi görünmeye çalıştığınızda, çok merak ettiğiniz halde umurunuzda değilmiş gibi yaptığınızda, bütün gün aramasını bekleyip aradığı zaman çok meşgul gibi davrandığınızda “mış gibi” yapmış olursunuz. Bu stratejik bir ilişki kurma tarzıdır ve kendinizi saklayarak keyifli biri olmazsınız.…
Her şeyi içimizde tutmaya çalıştığımızda ve sadece içimizde tutarak durumları kontrol altında tutabileceğimize inandığımızda, fiziksel gerginlik yaşamak kaçınılmaz olur. Kendinizi bırakmaya nefesinizi bırakarak başlayabilirsiniz. Derin bir nefes alın ve ohh diyerek bırakın. Nefesinizi tuttuğunuz zamanları fark edin ve hemen derin nefes alın. Nefesinizi tutmayın. Bedeninizdeki rahatlamayı farkedeceksiniz.
İlgiye en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanda, ilgisine en çok ihtiyaç duyduğumuz kişiyi kırıp döker ve onu, almak istediğimizi veremeyeceği duruma getiririz. Üzgünseniz size moral verecek, yorgunsanız size enerji verecek, düşerseniz elinizden tutacak kişilere iyi bakın. Size değer veren güzel insanlarla olan ilişkilerinize gereksiz gerilim yüklemeyin ki zor günlerde yalnız kalmayın.
Bazen kendimizi son derece kararsız ve iki zıt düşünce arasında sıkışmış hissederiz. Bir tarafımız kalk derken öbür tarafımız otur diyordur. “İstiyoruzdur ama yapamıyoruzdur”. Yarım kalan işleri bitirmek, yürümek, bir kursa yazılmak, taşınmak, yabancı dil öğrenmek istesek de içimizde bunu yapacak güç bulamıyoruzdur. Bunun en büyük sebebi ise kaygı duymamızdır. Kaygımız o kadar yüksektir ki bir…
Günaydın Sosyal ortamlarda gergin misiniz? Bulunduğunuz ortamda “Nasıl görünüyorum” “Aptalca bir laf mı söyledim” “İnsanları sıkıyor muyum” “Elimim titrediğini fark ederlerse” “Rezil olacağım” “Bir daha beni çağırmayacaklar” Gibi düşünceler çok sık aklınıza geliyorsa etrafınızda neler olduğuna değil, nasıl bir etki bıraktığınıza odaklanıyorsunuzdur. Sosyal ortamlarda daha rahat olmak için dikkatimizi çevremize vermeli, diğer insanlarla ilgilenmeliyiz. Eğer…
Kim olduğumuzu anlamaya giden yol yakın ilişkilerimizi anlamaktan geçer. Eşimiz, eşimizin ailesi, annemiz, babamız, kardeşlerimiz, dostlarımız…Nasıl ilişki kuruyoruz?Sorun çıktığında neler yapıyoruz?Kaygı çok yükseldiğinde tepkisel olmadan ya da kaçmadan kaygıyı yönetebiliyor muyuz?Sizin için önemli olan insanlardan uzaklaşarak sorunları çözemezsiniz. Hiç kimseye ihtiyacınız yokmuş gibi davranarak da.Sorunun kaynağı olarak gördüğünüz ve aşırı odaklandığınız kişiden odağınızı kaydırın. Büyük…
Mutsuzluğunuzun sebebi henüz doğru insanı bulamamak değildir. Sizin için doğru olabilecek binlerce insan vardır. Bu insanlarla karşılaşmak için ihtiyacınız olan içinizdeki doğruları fark etmektir.
Yetersiz kalmaktan korkan insan, kendisi olmaya da kendisini bulmaya da cesaret edemez. Bu insanlar çocukken anne babalarının beklentilerini karşılayamamaktan korkmuşlardır. Yetersizliğin utanılacak bir şey olduğunu öğrenmişlerdir. Bu yüzden de kendi canlılıklarını bastırırlar, içlerinden geldiği gibi davranamazlar, kendilerini kasarlar. Bu yolla kendilerini utanmaktan korumaya çalışırlar.
Hatalarınızı fark edin,Sonra telafi edin,Pişmanlığın getirdiği acıyı hissedin,Son olarak kendinizi affedin ve konuyu kapatıp yaşamaya devam edin. Sonuçta hayat devam ettikçe kendinizi kötü hissetmenize neden olacak, hoşunuza gitmeyecek şeyler yapacaksınız. Tıpkı geçmişte yaptığınız gibi. Çünkü insan hata yapan ve hata yapma hakkına sahip olan bir varlıktır.
Öfke nöbetleri;İlgiye ihtiyacım var demektir.Yardım edin tükeniyorum demektir.Sesimi duyun demektir, sesini duyurmak istemektir.Ancak öfke nöbetleri arasına sıkıştırdığımız mesajlar hedefine ulaşmaz, anlaşılmaz.Öfkeliysek ve bağırıyorsak sesimizi duyuramayız. Beklediğimiz anlayışı bu yolla alamayız.Kalbimiz kırgın olabilir, incinmiş olabiliriz. İlk önce sakinleşmeyi,İhtiyaçlarımızı tanımlamayı,Savunmadan ve saldırmadan kendimizi anlatmayı, Enerjimizi şarj etmeyi ve yükseltmeyi öğrenmeliyiz.
Öfke nöbetleri; İlgiye ihtiyacım var demektir. Yardım edin tükeniyorum demektir. Sesimi duyun demektir, sesini duyurmak istemektir. Ancak öfke nöbetleri arasına sıkıştırdığımız mesajlar hedefine ulaşmaz, anlaşılmaz. Öfkeliysek ve bağırıyorsak sesimizi duyuramayız. Beklediğimiz anlayışı bu yolla alamayız. Kalbimiz kırgın olabilir, incinmiş olabiliriz. İlk önce sakinleşmeyi, İhtiyaçlarımızı tanımlamayı, Savunmadan ve saldırmadan kendimizi anlatmayı, Enerjimizi şarj etmeyi ve yükseltmeyi…
Sevgili Anne Babalar; Okulların açıldığı bu günde bazı küçük hatırlatmalar yapmak istedim. Okul önemlidir ama en önemli ya da tek önemli şey değildir. Çocuklar hayatlarının okuldan ibaret olduğunu düşünmezler, sizin böyle düşünmenizden ve sürekli derslerle, sınavlarla, notlarla ilgilenmenizden hoşlanmazlar. Hayatın geri kalanında yaptığı uğraşlar anne babası tarafından yeterince ilgi görmeyen çocuk, kendini yeterince değerli hissedemez,…
Verdiklerinden çok daha fazlasını aldıkları halde, sizi aldığınızın karşılığını veremediğinize inandıran insanlar vardır. Yani size bir verip sizden beş alırken, size tam tersi oluyormuş gibi hissettirirler. Eksik, yetersiz, başarısız olduğunuzu düşünmeye başlarsınız. Bunu niye mi yaparlar? Çünkü yetersizlik duygusuna boğulan insan, kendine olan güvenini de kaybetmeye başlar. Kendine olan güvenini kaybettiği yerde – o güveni…
Çocuk sahibi olmak için doktora başvuran çiftlerin yüzde onbeşlik kısmında kısırlığa sebep olacak fiziksel bir probleme rastlanmıyor. Bu çiftlerin bir kısmı zaman içinde doğal yollarla gebe kalabilirken bir kısmı da tüp bebek ya da aşılama gibi yöntemlere başvuruyor. Bebek sahibi olma yolundaki tedavi süreci çiftler için oldukça stres verici. Özellikle de anne adayları için uzayan…
Bizim için önemli olan bir ilişkide stresli bir dönemden geçiyorsak ya da bir türlü çözülmeyen sorunlar yüzünden bezmiş durumdaysak ne yapıyoruz? Evet bu konu hakkında düşünmeye devam edelim… Duygusal olarak çok yoğunlaştığımızda sorunlara saplanıp kalabiliriz. Karşımızdakinin yaptıklarına odaklanmaktan öylesine yorgun düşeriz ki düşünemez hale geliriz. Sorunlarla mücadele tarzınız öfkeyle söylenmek, ikna etmeye çalışmak, nerede yanlış…
Her türden değişim ve kişisel gelişim hedefi olanlar. Değişim her şeyden önce tepki vermeyi bıraktığımızda başlar. Biraz düşünün. Önemli ilişkilerinizde ne kadar tepkiselsiniz?? Çevrenizdeki insanların hata yaptığını, canınızı sıktığını, size zarar verdiğini düşündüğünüzde tepki göstermek dışında bir şeyler yapıyor musunuz? Bu hafta bu konu hakkında biraz kafa yoralım ve ötekine değil kendimize odaklanalım. Gerçek ve…
Birbirimize yakın olmak için aynı olmamıza gerek yok. Sevdiğimiz insanlarla her zaman tek bir fikir etrafında birleşemeyiz. Eğer bizimle tamamen aynı düşünen insanlarla çevrili olasaydı etrafımız o zaman kişisel olarak yerimizde sayardık. Bugün bir karar alalım ve farklılıklara odaklanıp tepki vermeyi bırakalım. Karşımızdaki kişinin nerede hata yaptığına, nasıl yanlış düşündüğüne odaklanmak bizim stres düzeyimizi arttırır.…
Önemli bir ilişkide önemli bir konu hakkında konuşurken eleştirel ya da savunmacı olmadan bize söylenenleri dinlemek ne kadar zor değil mi? Eğer anlatmaya çalışan taraf sizseniz anlatamamanın ne kadar çıldırtıcı olabildiğini hatırlamaya çalışın. O zaman daha kolay dinlersiniz. Herkese sevgiler iyi hafta sonları :-))
Küçük yaştaki çocuklarımızla yaşadığımız uyku ve yemek sorunları, ilköğretim çağındaki çocuklarımızla bilgisayarın başında geçirilen zaman, ödev yapma, odasını toplama konularındaki sorunlar, biraz daha büyüklerle yaşadığımız eve giriş çıkış saatleri ya da sakıncalı arkadaşlar, kötü alışkanlıklar. Hepimiz çocuklar…ımızın iyiliğini istiyoruz. Yemeklerini yesinler, zamanında uyusunlar, kötü alışkanlıklar edinmesinler…Onları eğitmeye ve iyi birer birey olarak topluma kazandırmaya çalışırken…
Öfke sebeplerimizden biri de anlayışsızlıkla karşılaşmaktır. Bunu zaten biliyoruz. Farkına varamadığımız ise çok fazla anlayışla karşılandığımızda hissettiklerimizdir. Bize çok fazla anlayış sunulması sınırlarımızın ihlal edildiğini görmemize engel olur ve öfkemizi hissedemeyiz. Bu durumda öfkemiz kendimize döner. Suçluluk duyarız ve içe atılan duygular sıkıntı olarak kendini gösterir.
Hayatımız da dahil, sahip olduğumuz her şeyin bize emanet verildiğini yaşadıkça öğreniyoruz. Sıkı sıkı tutunduğumuz, muhtaç olduğumuzu düşündüğümüz, onsuz yapamam dediğimiz ne varsa bir bir elimizden gidiyor. Hayat; bağlanmak, ayrılmak, yeni bir şeye bağlanmak, ayrılmak ve yeniden bağlanmak… Ta ki hiçbir şeye onsuz yapamayacak kadar çok bağlanmamak gerektiğini anlayana kadar acıyla süren, sonrasındaysa özgürlüğün temiz…
Enerjimizi bize kötülük yapmış insanlardan nefret ederek tüketmek de bir tercihtir. Kötü bir tercih. Haklı olabiliriz. Ve diğeri gerçekten çok çok kötü olabilir. Yakınmayı sürdürmek ve haklı olduğumuzu onaylatmak hayatımız için yapıcı hiç bir şeye dönüşmez. Yani işe yaramaz. Hayatımız öfke, kin ve haklı olmaya çalışmakla tüketilmeyecek kadar değerli.
Çocuklarınızın sorumsuz olduğundan şikayetçiyseniz onlara sorumluluk alabilecekleri ortamı hazırlayın. Özgürce düşünebilsinler, karar verip uygulamaya koyabilsinler. Karar verebilmenin, seçim yapabilmenin çok önemli bir kazanım olduğunu fark edelim. Bununla beraber eğer çocuğumuz bir seçim yaptıysa yaptığı seçimin sonuçlarına katlanmasına da izin verelim.
Bir ilişkiye başlarken ne aradığınızı biliyor musunuz? Yoksa aşk için beklentilerinizi askıya mı alıyorsunuz? O zaman şunu bilmeliyiz ki; Aşk için askıya aldığımız beklentilerimiz çok kısa bir süre sonra onları bıraktığımız yerden inip ilişkimize hücum ederler.Eş ya da sevgili adayımız beklentimize cevap verecek özelliklere sahiptir ya da değildir. Eğer istediğimiz özellikler onda yoksa ve biz…
Bugün kendiniz için bir karar alın: “Şikayet etmeyi, eleştirmeyi, eksiklere odaklanmayı bırakma kararı”. Hayatınızdaki güzellikleri fark edin. Eksikliklere odaklanmayın. Hayatınızdaki ya da çevrenizdeki insanlardaki olumsuzluklara odaklanıp bunlarla uğraşarak bir yere varamazsınız. Hatta sahip olduklarınızı da kaybedebilirsiniz.
Anne babaların çoğu, üzülen ağlayan çocuklarını gördüklerinde dayanamazlar ve hemen çocuğu teselli etmeye çalışırlar. “Ne oluyor bakalım, buna mı ağlıyorsun, ne var bu kadar kendini üzecek, hadi ağlama artık gül bir…az, ağlamaz benim güzel kızım-oğlum” gibi cümlelerle çocuklarının üzüntüsünü gidermeye çalışırlar.Her şeyden önce bilmeliyiz ki insan gülen ağlayan, sinirlenen, kızan, sevinen yani farklı duygulanımlar yaşayan…
Çoğu anne baba çocuklarının yapabileceği şeyleri onlar adına yapar. Hata yapan çocuğun arkasını toplar ve çocuğun yaptığı hatanın bedelini ödemesine izin vermez. Çocuğunu her zor durumda kurtaran anne baba,… çocuğuna verdiği zararın farkına varmaz. Hatta böyle yaparak kendilerini daha iyi daha yeterli anne baba olarak hissedebilirler. Ne de olsa çocuklarını zor durumda yalnız bırakmamışlardır. Çocuklarınıza…
Eşini etkileme gücünü içinde hissedemeyen kadın kendini büyük bir çaresizlik içinde hisseder. Sorun ortalığa atılan çoraplar, ortadan sıkılan diş macunu, bozulan ama zamanında tamir edilmeyen eşyalar, çakılmayan çiviler ya da dağınık çekmeceler değildir. Esas sorun son derece basit talepler karşısında görmezden gelinmek, önemsenmemek, hiçe sayılmaktır. Bu durum kadının benlik saygısının her geçen gün azalmasına ve…
Gençler; “evleneceğim kişiyi daha yakından tanımak ve anlamak için onunla baş başa daha çok zaman geçirmeliyim” diye düşünebilirler. Ancak bir insanın salt size karşı olan davranışlarına bakarak onu tanıyamazsınız. Çünkü insanlar kendilerini sizinle beraberken saklayabilirler ve olmadıkları biri gibi davranabilirler. Bu tavrı uzun yıllar boyunca da sürdürebilirler. Bu nedenle yıllarca flört eden, nişanlı bekleyen çiftlerin…
Öfkeliyseniz hala umudunuz var demektir. İstediğiniz şeyleri karşınızdakinin size vereceğine, onu değiştirebileceğinize dair bir umut. Ama ben öfkeyle karşısındakini düzeltmeye çalışıp da bu amacına ulaşabilen birini hiç tanımadım. Öfke krizleri bir şeyleri değiştirmek bir yana sadece mevcut durumun korunmasına hizmet eder.Öfkeniz kendi içinizdeki ya da çevrenizdeki bir soru…na işaret ediyor olabilir. Karşılanmamış ihtiyaçlarınız ve beklentileriniz…
Evli insanların çoğu zaman zaman boşanma fikrini akıllarından geçirir. Ancak sadece aklımızdan geçirdiğimiz için boşanma fikrini dile getirmek doğru olmaz. Bununla beraber eşimizi hizaya sokmak, dize getirmek, ceza vermek amacıyla sık sık boşanma konusunu dile getirmek işe yaramaz. Sadece eşimizi şikayetlerimize karşı biraz daha sağır yapar.Eşlerinin kendilerini sebepsiz yere ve aniden terketti…ğini söyleyen ve ayrılık…
Uğurlu kaleminizi kaybetmek, cebinizden on lira düşürmek, sevgilinizden ayrılmak, başka bir şehre taşınmak, arkadaşınızla küsmek ya da çok sevdiğiniz birinin ölmesi. Eğer bir yaşantı sizde kayıp hissi oluşturuyorsa acı verir. Bu acı bazen bir dakika, bazen aylarca bazen de yıllarca sürebilir. Fakat ne yazık ki acı çeken insanların hasta olacağından korkarız ve onları teselli etmeye…
Eğitimli ve kariyer sahibi pek çok kadın aşk ilişkilerinde nasıl bir konum üstlenip sürdüreceklerine dair makul bir ölçü bulmakta zorlanıyor. Ya geç gelen mutluluğu korumak için benliğini silip atıyor ya da özgüvenli ve hayranlık duyulacak biri olduğunu ispat etmek için yeteneklerini, başarılarını karşısındaki erkeğin gözüne sokuyor. Bizi özgüvenli bir birey yapan kendi evimizi, arabamızı alıp…
Dışarıdan bakıldığında öyle görünse bile, evlilik hayatında tek bir suçlu yoktur. Sorun eşimde, sorun çocuklarda, sorun eşimin annesinde diye düşündüğümüzde sorunlarımızı çözme yolunu da tıkamış oluruz. Mutsuz giden bir ilişkide yapılabilecek en önemli şey, kendi kontrolümüzdeki konuları tespit etmek, gücümüzün neye yeteceğine karar vermek ve kontrol edemediğimiz şeylerin sorumluluğunu bırakmaktır.
Dışarıdan bakıldığında öyle görünse bile, evlilik hayatında tek bir suçlu yoktur. Sorun eşimde, sorun çocuklarda, sorun eşimin annesinde diye düşündüğümüzde sorunlarımızı çözme yolunu da tıkamış oluruz. Mutsuz giden bir ilişkide yapılabilecek en önemli şey, kendi kontrolümüzdeki konuları tespit etmek, gücümüzün neye yeteceğine karar vermek ve kontrol edemediğimiz şeylerin sorumluluğunu bırakmaktır.
Kavga ederken çok dikkatli olun. Arkasında duramayacağınız büyük laflar etmeyin. Sürekli söylenip sonuçta yine size yapılan haksızlıklara katlanıyorsanız bir süre sonra kendinize olan saygınızı kaybedip, kendinizden nefret eder hale gelebilirsiniz.
Varoluşumuzu sadece bir ilişkiye bağlayıp, mutluluğumuzu da bu ilişkiden alacağımız onaya indirgediğimizde kendi ellerimizde kendimizi cehennem ateşine atmış oluruz. Tülay Kök Terapi Odası Konuları
Hayatın getirdiği sorunlar karşısında dik durabilmek ve sağlıklı bir benlik bilinci için şu sorulara cevap arayalım.Ben kimim, neyim, hangi özelliklere sahibim? Benim için bu hayattaki en önemli on değer nedir? İçinde yaşadığım toplum için en önemli on değer nedir?… Bağlı kalmaya devam etmek istediğim örf adet ve gelenekler hangileri? İçine doğduğum ailenin bana vermeye çalıştığı…
Resim yapmayı çok seviyorum, keza yazı yazmayı da öyle. Olmadı mı yırtıp atıyorsun, silip karalıyorsun. Peki ya hayat öyle mi, kalemin ucundaki dünya gibi mi? Belki bir süreliğine. Hayat insana her zaman şans verir. Çoğu zaman ikinci şansı da verir, bazen üçüncü şansı da. Her yaptığınız hatadan sonra yeniden başlamanız için temiz bir sayfa açılır…
Acımızı sonuna kadar yaşamazsak, acı kalbimizin bir köşesinde öylece bekler. Bir süre geri çekilir ama asla kendi kendine kaybolmaz; hatta daha da artar ve hayatımızın tamamına keder, elem, panik gibi duygularla bulaşır.
“Mutluluk kanaat etme oranımızla belirlenen bir niyetlenme biçimidir. Mutlu olmaya niyet edersiniz, kanaat edersiniz, şükredersiniz. Karşımızdaki kişi hatalı insanoğludur. Bir şeyleri eksik bırakacaktır. Her şeyi tam yapmak istese de yapamayacaktır. Çünkü kimse yapamaz ve biz mutlu olmaya niyet etmediysek eksik bulmak kolaydır. Mutluluğumuzun miktarını artılarla eksileri teraziye koyup, ölçüm yapa…rak bulamayız. Bu iş hesap kitap…
Böyle günler kırgınlıkların ve dargınlıkların son bulması için bir vesile olsun. Yoksa beklentiler ve hayal kırıklıklarıyla yeni dargınlıklara kapı açmasın. Annesini kaybedenleri, annesi hiç olmayanları ve çok isteyip de anne olamayanları da hatırlayalım böyle günlerde. Abartıdan uzak duralım. Sevgiyle kalın
İnsanı yaşadığı sorunlardan ziyade yaşayıp da çözemediği sorunlar yoruyor. Yarım kalan her ne varsa ruhun ardiyesinde kirli bir kalabalık oluşturuyor. Kafamız dolu, düşünmekten yorgunuz, enerjimiz az ve bunun en büyük nedeni bir köşe…de yığılı duran, halledilmeyi bekleyen sorunlar. Sadece sorunlar da değil elbet. Yarım kalmış ilişkiler, bitirilmeyi bekleyen işler, görülmemiş hesaplar, ödenmemiş borçlar, verdiğimiz kayıplar.…
Kabul edip yüzleşmediğimiz her hata, içimizde çürüme benzeri bir enerji yaratır. İçin için hatalı olduğumuzu biliriz ve aslında bunu saklayamayız. Bir terapistin telkiniyle “kendimi seviyorum ve affediyorum” derken, bu sözün gerçek manasını kavrayamayız. Kendimize karşı her yönümüzle derin bir kabul ediş içinde değilsek, dışımızda ne kadar güçlü, özgüvenli, sağlam durmaya çalışsak da “ben değersizim çünkü…
Diğer insanlara karşı verdiği mücadele kadar yormadı insanı hiç bir mücadele. Şansını deneyen, sınırları zorlayan insanlara karşı ne yapmalı? Susup içimize atsak biz deliriyoruz… Kavga edip bağırsak sinirleri bozuk olan oluyoruz, suçlu oluyoruz… Sakin sakin derdimizi anlatmaksa zor ve yorucu. Hele hele her seferinde aynı şeyleri anlatmak… Ama siz yorulmayın ve sıkılmayın. İçinize atmak, anlamasını…
Çok büyük bayram bu bayram Herkese kutlu olsun Çok ulu bayram bu bayram Herkese mutlu olsun.
Bazı insanlar her şeye tamam derler. Hiçbir söylediğinize karşı çıkmazlar ama sonuçta kendi bildiklerini okurlar. Sizinle aynı fikirdeymiş gibi görünüp hiçbir isteğinizi yerine getirmemeleri sizi çıldırtabilir. Tamam, haklısın, unutmuşum, olmuşla ölmüşe çare yok en çok kullandıkları kelimelerdir. Haklısın lafını duymaktan nefret eder hale gelebilirsiniz. Çünkü hep haklı olmanıza rağmen hiçbir isteğinize uyulmuyordur. Bazı insanlar, sizin…
Zararlı düşünceden kurtulmanın özel bir formülü yoktur. Eğer zihninizi faydalı düşüncelerle ve en önemlisi kendi kontrolünüzdeki konularla meşgul ederseniz, gereksiz düşünceler zaman içinde kendine yer bulamayacağından sizi rahat bırakırlar.
İnsan, yaşadığı sorunları çözdükçe huzura kavuşur. Aksi takdirde çözülmemiş sorunlarımız bütün hayatımızı yönetmeye başlar. Hepimiz başımıza gelen sorunları aşma gücüne sahibiz. Gücünüzü farkedin ve sorunlarınızın üstünü örtmeyin.
Bireysel psikoterapiyi danışan- danışman arasında geçen özel bir etkileşim biçimi olarak tanımlayabiliriz. Tüm terapilerin amacı uyumsuz davranışları değiştirerek kişinin algıladığı mutsuzluğu ya da acıyı ortadan kaldırmaktır. Bununla beraber danışanın kendi başına düşünmesine, karar verebilmesine, kendini tanımasına yardımcı olma amacı taşır. Terapist çoğunlukla hastanın hayatında yönlendirici olmaz. danışanın tüm yönleriyle koşulsuz kabul eder. Terapinin hasta için…
Bir ilişkide önemli olan karşınızdaki kişinin size nasıl hissettirdiği değil, nasıl biri olduğudur. Daha açık söylersek, size iyi hissettiren herkes, gerçekte iyi ve dürüst biri olmayabilir.
Sevgili Anne Babalar, Bencil çocuklar yetiştirmek istemiyorsanız çocuklarınıza özgüven vermeyi abartmayın. Her şeyin fazlası zararlıdır; özgüvenin bile.. Dünyanın kendi merkezinde döndüğünü sanan, erken gelişmiş şişkin egolara sahip çocuklar sizleri gereğinden fazla yorar. Kişilik gelişimi zarar görmesin diyerek; çocuğu sürekli onaylamak, gerekli yerde sınır koymamak, her sorusuna her an onu hiç bekletmeden detaylıca cevap vermek, her…
Evlenmek isteyen genç kıza soruyorum. “Nasıl bir eş arıyorsun, ne istediğini biliyor musun” “Evet biliyorum” diyor. “Ne istiyorsun peki” “Eli yüzü düzgün olsun, çok yakışıklı olsun demiyorum ama beğenmem lazım elektrik önemli. Sonra evi …olsun bir kere, arabada lazım tabi, iyi bir işi ve düzgün bir maaşı olsun. Şu saatten sonra sıkıntı çekmek istemiyorum.” Evlilik…
Merhaba Buraya gelmeden önce kendime güvensizlik vardı. Sınav Kaygısı (çok fazla olmasada), sosyal aktivitelerde çok iyi olmadan kendimi göstermek istemiyordum. Şu an kendimi rahatlamış, güvenim gelmiş durumda. Sosyal aktivitelerde de çok iyi olmasam da yer almaya başladım. Tabii ki bu da benim kendime olan güvenden kaynaklanıyor. Güvenimin yeniden gelmesiyle derslerim süper oldu. Deneme sınavlarıda iyi geçiyor. Sınavda…
Merhaba Öncelikle kısaca kendimi tanıtayım. Konuşma problemi olan 18 yaşında bir gencim . Tülay Hanım la tanışmadan önce kendime güvenim hiç yoktu ve yabancı kişilerin karşısında konuşurken zorluk çekiyordum. Ama şimdi böyle bir problemim yok Tabi bunda en büyük emeği Tülay Hanım ın sayesinde. Ben buradan tülay hanıma çok TEŞEKKÜR EDERİM. Ne yapsam onun hakkını…
Buraya ilk geldiğimde kötü alışkanlıklardan kurtulmak istediğimi belirtmiştim. Defalarca denememe rağmen bu alışkanlıklardan kurtulup hayata bir düzen getiremiyordum. Ancak ilk çalışmadan başlayarak müthiş bir düzelme yaşadım. İçimdeki bu alışkanlıklara olan istek azaldı ve artık bana hükmetmez hale geldi. Sadece bununla kalmadı yaşama bakışım olumlu olarak değişti. Herşey için binlerce kez teşkekkür ederim. Sizin bana verdiğiniz…
Sevgili Tülay Hanım Gerçekten iyi ki gelmişim diyorum size şu an. Çümkü sıkıntılarımın azaldığını hatta büyük ölçüde bittiğini düşünüyorum. Benim bir çok hatamı farketmemi ve yeni ufuklara doğru yönelmemi sağladınız. Siz çok tatlı birisiniz. iyi ki tanıştık her şey için çok teşekkürler. H.O.G. Tüm yorumları okumak için lütfen bağlantıyı takip ediniz.
Sevgili Tülay Abla Ben gelmeden önce çok korkularım vardı. Seninle konuştukça korkularım azaldı. Şimdi kendimi çok iyi hissediyorum. Sana ne kadar teşkkür etsem azdır. Keşke senin yanına daha çok gelebilsem. İşallah görüşürüz. Sizi seven Beyza Tüm yorumları okumak için lütfen bağlantıyı takip ediniz.
Sıkıntım vajinismus’tu. İnsanı gelgitlere sürükleyen çok doğal ve normal bir deneyimin çok zor hatta imkansız gibi görünmesine neden olan bir sıkıntı…. Çok araştırdık, çok yere gittik… Tıkandık, bunaldık… Tekrar araştırdık…. 7 yıl !… çok zor geçti…. sevgimiz sınadı aslında . Herşeye rağmenmutluyduk…. Sonunda Tülay hanımla tanıştık.Sayenizde hayatın doğallığıma ulaştık.Korkarak, istemeden geldik. Geriye dönüp bakınca ”…
Tülay Abla ! Sen çok tatlı dilli güler yüzlü birisin. Ve bence çok iyi bir eş, anne,evlat ve bireysin. Ben senin yanında hep doğal oluyorum. Çünkü sende çok deli dolu mutu birisin . Ve elbise giyince çok güzel oluyorsun 🙂 Ya sen aslında her zaman güzelsinde elbise giyince daha bi güzel oluyorsun…. Ben daha 15…
Hayatımızın hiç de azımsanmayacak kadar büyük bir zamanında başımıza gelen sorunların gerçekliğini idrak edemeyiz. Hayatın, olan bitenin, başımıza gelenin gerçek olduğunu fark etmeden kabullenme aşamasına geçemeyiz. Ancak gerçekleri kabul ettiğimizde o durumla ilgili ne yapacağımıza dair karar verme gücümüzü açığa çıkarabiliriz. Farkına varılıp kabul edilemeyen sorunlar haliyle çözümlenemez. Bize yapılan kötü şeylere karşı tavır koyabilme…
Hayatımızdaki tek ışık kaynağı, diğerinden gelecek bir telefon, onun bir tek gülüşü, onu bir kere daha görmek hatta Hayatımızdaki tek ışık kaynağı, diğerinden gelecek bir telefon, onun bir tek gülüşü, onu bir kere daha görmek hatta resimlerine bakmak haline geldiyse ve o ışık da diğerinin elindeyse vay halimize. Bir köle gibi davranarak prenses muamelesi göremezsiniz.…
Dünya çapında devam eden bireysel silahsızlanma kampanyaları dünya kenti Antalya’yı teğet geçti , silah ruhsat sayısının hergeçen gün arttığı Antalya’da 2007 yılında 2Bin 377 adet silah ruhsatı kayıtlara geçerken bu sayı 2008 yılında 2 bin 690 a ulaşarak tavan yaptı. HIzla göçle birlikte silah syısının arttığını belirten yetkililer 2009 un 4 aylık döneminde silahlanan kişi…
Psikolog Tülay Kök, evliliğin sürekli mutlu yaşamak anlamına gelmediğini, ancak daha mutlu ve uzun yaşamak için mutlaka evlenilmesi gerektiğini söyledi. Sabah – 24.08.2013 http://www.sabah.com.tr/Yasam/2013/08/24/daha-uzun-ve-mutlu-yasamanin-sirri-evlilik
Çocuk oyuncular istismar ediliyor Psikolog Tülay Kök, “En büyük çocuk istismarı dizi setlerinde yaşanıyor” dedi. DİZİLERDE rol verilen çocukların aileleri tarafından istismar edildiğini söyleyen Türkiye Hipnoz Platformu Antalya Çalışma Grubu Kurucusu ve Psikolog Tülay Kök, “En büyük çocuk istismarı dizi setlerinde yaşanıyor” dedi. Her geçen gün gelişen dizi sektörünün çocuk oyuncuları olumsuz yönde etkilediğini dile…
Psikolog ve rehber öğretmen Tülay Kök ‘ün öğrencileri ile diyaloğu çok başarılı.Öğrenciler tüm sorunlarını öğretmenlerine rahatlıkla anlatıyor ve çözümünü birlikte buluyorlar.
Genç İdealist bir profesyonel . Psikolog ve rehber öğretmen Tülay Kök , okulunda sorumluluğunu taşıdığı ve sorunlarına ışık tutuğu çocukların haricinde bir dünyaya yazın dünyasına adım attı .
Tülay Kök: Uyuşturucu Kullanan Ünlüler Tıkanmışlık Yaşıyor Psikolog Tülay Kök, ünlülerin uyuşturucu kullanmasıyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede “Tutunabilecekleri bir inanç sistemleri yok” dedi. 12.08.2013
8 yıllık detaylı araştırma ve yüzlerce uygulamalı çalışma neticesinde dünyada ve Türkiye’de bu alanda yazılmış ilk eserdir. Hipnozun eğitim üzerinde pedagojik, psikolojik temellerini araştırmış ve öğrenme sürecini olumlu etkileyerek, verimliliği ve başarıyı etkin-hızlı şekilde arttırmanın mümkün olduğunu , bunun altyapısının nasıl olacağını okuyucuya ve eğitim bilimleri alanında çalışan uzmanlara önermiştir.
Okul sınav başarı ve öğrenme üzerine Aile ,öğrenci ve rehberlik ve psikolojik danışmanlar için hazırlanmış yönlendirici kaynak kitap. Özellikle kitabın yazım dilimdeki sadelik anlaşılır ve içselleştirilebilirlik sayesinde her yaş öğrenci ve uzmanın sıkılmadan kolaylıkla bilgi ediebileceği ve eğitim yaşamına rehber kaynak olarak kullanılabilecek değerli bir kiyaptır..
Hayat öylesine giderken kendi halinde, hayatına biri girer ve ayaklarını yerden keser. Her gün arar, sorar, ilgilenir. Hediyeler alır, sürprizler yapar ve seni önemser. Sanki ağzından çıkan her şey, onun için kanun olmuştur. Her sözünün, her hareketinin önemsendiğini gördüğünde gerçekten bu hayatta önemli ve değerli olduğunu hisseder, varlığının ve yokluğunun bir şeyleri etkilediğini düşünürsün. ……
Hayat öylesine giderken kendi halinde, hayatına biri girer ve ayaklarını yerden keser. Her gün arar, sorar, ilgilenir. Hediyeler alır, sürprizler yapar ve seni önemser. Sanki ağzından çıkan her şey, onun için kanun olmuştur. Her sözünün, her hareketinin önemsendiğini gördüğünde gerçekten bu hayatta önemli ve değerli olduğunu hisseder, varlığının ve yokluğunun bir şeyleri etkilediğini düşünürsün. ……
Çocuk gelinler meselesi, kadına şiddet, kadın cinayetleri gündemin en önemli konularını oluşturuyor.Aile ve sosyal politikalar bakanlığı bu konularda çalışmalarını sürdürüyor. Kızlarımız okusun, ellerinde altın bileziği olsun. Ama yine de olmuyor. Kadınlar ne şiddet görmekten ne öldürülmekten, ne terk edilmekten kurtulabiliyorlar. Eğitimli kadın da aldatılıyor, dövülüyor, öldürülüyor yine eğitimli eşleri, sevgilileri tarafından.Kadına yönelik şiddet uygulayan erkeklerin…
Düştüğü her zor durumdan çocuğunu kurtaran bir anne farkında olmadan çocuğun bilinçaltına şu mesajı verir: “Eğer hayatta zor bir duruma düşersen mutlaka sana yardımcı olacak birileri vardır. Senin sorunlarını çözmek için sıkıntıya girip çabalamana hiç gerek yok.”Elbette annenin amacı her şeyi kendinden hak gören ve sorumluluktan yoksun, bencil bir çocuk yetiştirmek değildir. Annenin tek amacı…
Güçlü ve dayanıklı olmaya çalışırken sert ve kaba, yumuşak ve uyumlu olmaya çalışırken de pasif ve ezik davranıyoruz. Korkularımız bizi esir aldığında sevgi ve sezgiyle değil bilgiye dayalı stratejilerle hareket ediyoruz. O zaman da samimi ve kendimiz gibi davranamıyoruz. Korkuları tarafından yönetilen bir insan samimi ve gerçek olamaz çünkü.
Annenin evlatlarından birine tutkun olması, kardeşlerin birbirine düşman olmasıyla sonuçlanır.Daha zayıf gördüğü çocuğundan yana tavır alarak onu korumaya çalışan anne , farkında olmadan aile bağlarına ağır bir darbe vurur ve böylelikle kardeşlerin birbirine kenetlenmesine engel olur. …Kardeş dayanışmasının en büyük düşmanı, çocukları arasında eşitlik sağlamaya çalışan annedir. Zayıf, başarısız, hasta ya da yetenekleri sınırlı bir…
Temelleri çocukluk yıllarına dayanan acılarımız, bugüne gelindiğinde kendilerini en çok aşağıda saydığım korkularla belli ediyor ve hissettiğimiz bu korku, tüm hayatımızın yönetimini ele geçirecek kadar güçlü olabiliyor. • sevilmemek • değer verilmemek • yalnız kalmak… • dışlanmak • seçilmemek • terk edilmek • kulak verilmemek • eleştirilmek • ezilmek • hakkını yedirmek
Sanki karşımızdaki kişi daha fazla çaba gösterse, mutlu olabileceğimize inanırız. Oysa ki mutluluk kanaat etme oranımızla belirlenen bir niyetlenme biçimidir. Mutlu olmaya niyet edersiniz, kanat edersiniz, şükredersiniz.Karşımızdaki kişi hatalı insanoğludur. Bir şeyleri eksik bırakacaktır. Her şeyi tam yapmak istese de yapamayacaktır. Çünkü kimse yapamaz ve biz mutlu olma…ya niyet etmediysek eksik bulmak kolaydır.Mutluluğumuzun miktarını artılarla…
İnsanların bizi yönetme ve istediklerini yaptırma yollarından biri de bizi olmadığımız bir şeylerle itham etmeleridir. Biz de böyle biri olmadığımızı ispat etmek için çabalarız. İnsanların kafasında olmadığımız biri gibi algı yaratmak istemeyiz. Anlamıyormuş gibi yapan insanlara karşı kendimizi anlatma tuzağına düşeriz.Evde yemek olmadığı bir… gün eşiniz şöyle diyebilir: “Sen zaten ne zaman yemek yaptın ki.”Ya…
İnsan zihni bilgiyi depolama görevini nesnelerin ve olayların bizde bıraktığı ilk izlenimlere göre yapar. Bir şeyi ilk yediğinizde sevmediyseniz sonradan sevemezsiniz. Bir şeyi yanlış öğrendiyseniz, sonradan doğrusunu öğrenmeniz zor olur. İlk izlenim önemlidir.Aynı zamanda bu dünyadaki önemimiz, değerimiz, güvenliğimizle ilgili olan ilk izlenimlerimiz de çok önemlidir. Her tür ihtiyacımızın karşılandığı bir ailede doğup büyüdüysek ihtiyaçlarımızın…
Diğerini suçlamaya giriştiğimiz ya da suçlamalar karşısında ısrarla savunmada kaldığımız her an, ortada karşılanmamış bir ihtiyacımız ya da büyük bir beklentimiz vardır. İletişim kitapları, sen dili, ben dilini, iletişimdeki hataları, suçlamadan konuşmanın önemini anlatırlar. Beden dili kitapları nasıl duracağımızı söyler. Oysa ortada diğeri tarafından karşılanmasını beklediğimiz bir ihtiyaç varken, bu ihtiyacı nasıl bir dille anlattığımızın…
Sessizce boyun eğenlerden mi? Delice kavga edenlerden mi? Yoksa alıp başını gidenlerden misiniz? Ruhsal benliğimiz bir kere ihlal edildiğinde ne yaparsak yapalım hem biz hem de diğeri kırılıyor. İlişkiler yara alıyor. Ruhsal dünyamızı yaralamalarını engellemek için kendimizi korumayı öğrenmek, yapılabilecek en iyi şey.
Sitem etmek içimizdeki boşluk duygusunun büyüklüğüne işaret eden, kalbi soğutan bir davranıştır. İçerdiği beklenti yükünden ötürü sitem edilen kişinin kendisini yetersiz hissetmesine neden olur.Sitem, kendinde hak görmektir. Kendin…i alacaklı hisseden insan sitem eder ve kimsenin bize borcu olmadığından sitem edilen kişinin kalbi buz gibi olur.Sitem etmek diğerini zorlamaktır. Verebileceklerinden daha fazla ihtiyaç duymak bir sorundur.
Yarın karneler alınacak. Çocuğunuzun karnesi tam istediğiniz ya da hiç istemediğiniz gibi olabilir.Sonuçta karne çalışma sürecinin bir sonucudur. Çocuk yapması gerekenleri yapmış ya da yapmamıştır. Bu noktada önemli olan, çocuğun yaptıklarıyla elde ettiği sonuçlar arasındaki neden sonuç ilişkisini kurabilmesidir. “Bu dönem iyi çalıştım, ödevlerimi yaptım ve sonuçlar iyi geldi.” “Bu dönem yeterince çalışmadım ve sonuçlar…
Annelerin erkek çocuklarına karşı “benim tek dayanağım”, “yaşama sebebim” tarzındaki yaklaşımları, bu çocukların ileride kuracakları ilişkileri olumsuz yönde etkiler. … Hiçbir erkek çocuğu annesinin ona yüklediği sorumluluğu taşıyamaz, annesini kurtaramaz ve bu nedenle içinde bir yetersizlik duygusu taşır. Bu çocuklar büyüdüklerinde içlerinde taşıdıkları yetersizlik duygusunu yenebilmek için, ilişki yaşadıkları kadınları mutlu etmek uğruna ellerinden geleni…
“Ölüm anı kameralara böyle yansıdı” diyerek haberi anons ediyor spiker. Bir kadın vuruluyor sokak ortasında, dizlerinin üzerine yığılıyor oracıkta. Başka bir haberde bıçaklanan genç adam bir iki adım attıktan sonra duruyor. Daha fazla gidemiyor. Son kez yere düşüyor ve bu dünyadaki son görüntüsü kameralar tarafından kaydediliyor. Ölüm’ün mahremiyeti yok mu? Milyonların önünde ölmek… isteyen var…
“Ölüm anı kameralara böyle yansıdı” diyerek haberi anons ediyor spiker. Bir kadın vuruluyor sokak ortasında, dizlerinin üzerine yığılıyor oracıkta. Başka bir haberde bıçaklanan genç adam bir iki adım attıktan sonra duruyor. Daha fazla gidemiyor. Son kez yere düşüyor ve bu dünyadaki son görüntüsü kameralar tarafından kaydediliyor. Ölüm’ün mahremiyeti yok mu? Milyonların önünde ölmek… isteyen var…
Kötü giden ilişkiler içinde karşımızdakine olan bağımlılığımız daha da artar. Acı çekmemize rağmen bu tür ilişkileri bitiremeyiz. Yalnız kalmaktan, bizi sevecek birini bulamamaktan, dostlarımızı kaybetmekten korkarız. Kendimize olan güvenimizi ve tek başımıza ayakta durabileceğimize olan inancımızı yitirmişizdir.Yalnızlık korkusunun paniğiyle, ilişki biter bitmez bazen de henüz ilişki bitmeden başka bir kadına ya da adama sarılmak bir…
Fark etmez demek ne istediğini bilmemek ya da istediğini söyleyememektir. Ortada birden fazla seçenek varsa hangisini seçtiğiniz her zaman fark eder. Ne istediğinizi soranlara net bir cevap verin. “Ne içersin” gibi basit b…ir soru ya da “nerede yaşamak istersin” gibi önemli bir soruya verilecek açık bir cevabınız olsun. Eğer “bilmiyorum” ya da “benim için gerçekten…
İnsan sevdiğinin gözündeki yerini, değerini bilmek ister.Acaba beni seviyor mu? Ben gerçekten değerli miyim? Onun gözünde özel miyim, farklı mıyım? En çok beni mi sevdi? Hayatındaki yerim ne? Sevdiğinin gözünde kendine yer ararken yorulur insan. Karşındakini de yorar. “Benim için ne düşünüyorsun? Beni seviyor musun?” Sorular hiç bitmez, cevap alamadıkça daha da artar acısı.İnsan en…
Akışa bırakmanın anlamı yanlış anlaşılmasın. Akışa bırakmak demek, salıvermek, bırakmak, koyuvermek demek değildir. Akışa bırakmak tek başına bir hayat felsefesi değil, istemek, hayal etmek ve çabalamaktan sonra gelen aşamadır. Akışa bırakmak başka, kendini bırakmaksa başkadır. Akışa bırakın ama kendinizi bırakmayın.
Ne zaman kendini tam hisseder insan? … Her şeyiniz tamam olsun ondan sonra evlenin deniliyor mesela. Her şey ne zaman tamam olur ki? İnsanın eksikleri ne zaman biter? Bunun ölçüsü nedir diye sormak istiyorum. Bir türlü harekete geçemiyoruz çünkü kendimizi hazır hissedemiyoruz. Hazır olmaktan anladığımızsa şartların tam manasıyla eksiksiz olarak elverişli olması. Ama olmuyor. Bir…
Bazı insanlar ilişkileri çok kötü gitmesine ve ilişki içinde sürekli istismar edilmesine rağmen ilişkilerini bitirmezler. Neden katlandıklarını soranlara da “ne yapayım elimde değil, çok seviyorum” diyerek cevap verirler.Bazı insnlar da çok iyi giden bir ilişkide kolaylıkla terk edebilir ve “çok iyi bir çifttiniz, hiçbir sorun yoktu, neden ayrıldınız” diyenlere: “Artık onu sevmiyorum, elimde değil, duygularım…
İnsan yanlış yollara tek başına girmez çünkü kimse tek başına kaybolmak istemez. Yanına birilerini de almak ister. Kötü yollara girdiğinde kaybolmaktan korkar ve yanında tutunacak birileri olsun ister. Kendinden ve yaptıklarından yeterince emin olmadan, hayat yolculuğunda pervasızca yürüyen herkes dostlarından bir yoldaş arar kendine.
Öfke bir duygudur. Bağırmak, saldırmak, dayatmak ise birer davranış biçimi. Öfkelenmek normaldir ve sizi haksız duruma düşürmez. Öfkeliyken davranışlarınızı ve sözlerinizi kontrol edemediğinizde haksız duruma düşmeniz kaçınılmazdır. Kontrolü kaybetmek yüzünden, haklıyken haksız duruma düşmek, sizi öfkelendiren şeyden daha fazla acı vericidir.
Beklentilerimin çok üzerinde fayda bulduğum çalışmalar için Tülay Kök hanfendiye çok teşkkür ediyorum. Tüm yorumları okumak için lütfen bağlantıyı takip ediniz.
Yeni yıldaki yenilik lafta kalmasın, değişen sadece bir rakam olmasın. Değişen rakamların biz bir şey yapmazsak bir şeyleri değiştirmeye gücü olmadığı unutulmasın.Yeni yıl bahane belki de… İnsan ruhu arada sırada şöyle bir aç kapa yapmak, bir şeylerin değişeceğine inanmak, yeniden başlamak, umut etmek istiyor. Yeni olan her şey içimizde büyük bir heyecan uyandırıyor.Yeni yıl şöyle…
Bir ilişkide önemli olan karşınızdaki kişinin size nasıl hissettirdiği değil, nasıl biri olduğudur. Daha açık söylersek, size iyi hissettiren ayaklarınızı yerden kesen herkes, gerçekte iyi, doğru ve dürüst biri olmayabilir.
Bir insana o olmadan yaşayamayacak kadar çok ihtiyaç duyuyorsanız, bağımlı bir ilişki içindesinizdir. Ve bağımlılar yaşadıkları iyi zamanlar ve haz uğruna gereğinden büyük bedeller öderler.
İlişkiler bazen sizden çok şey alır götürür ve ilişkide kaybettiklerinizi geri almaya çalışmak sizi o ilişkinin tutsağı haline getirebilir. Zararın neresinden dönersem kardır diye düşünmek, daha fazla kaybetmenizi engeller. İlişkiler kayıplarınızı telafi edebileceğiniz alanlar değildir. Kayıpların yasını tutup konuyu kapatmak ve yolumuza devam etmek çoğu zaman en iyisidir.
“Aynen”, “bence de”, “haklısın” deyip sonra da kendi bildiğinden şaşmayan insanlarla olmaktansa, sizi kızdırmak pahasına karşınıza geçip, samimi şekilde gerçek düşüncelerini söyleyen insanlarla ilişkide olmayı tercih edin.
Bazı insanlar her şeye tamam derler. Hiçbir söylediğinize karşı çıkmazlar ama sonuçta kendi bildiklerini okurlar. Sizinle aynı fikirdeymiş gibi görünüp hiçbir isteğinizi yerine getirmemeleri sizi çıldırtabilir. Tamam, haklısın, unutmuşum, olmuşla ölmüşe çare yok en çok kullandıkları kelimelerdir. Haklısın lafını duymaktan nefret eder hale gelebilirsiniz. Çünkü hep haklı olmanıza rağmen hiçbir isteğinize uyulmuyordur. Bazı insanlar, sizin…
Sorunu çözme sorumluluğu ilk önce sorun yaşayan kişiye aittir. Mağduriyete yapılan vurgu o kişinin yaşadığı sorunu çözme gücünü elinden alır. “Sen mağdursun, sen dur, biz seni kurtaracağız, bunu sana yapan bir hayvan, hep onun suçu” demek, sorun yaşayan kişileri çözüm yöntemlerine karşı kör ve edilgen kılar.
Uçan kuş yerde yiyecek ararken, kaplumbağayı görür yanına iner ve sorar; -Bu telaş ne ? Yolculuk nereye ? Kaplumbağa; -Hiç sorma be dostum der kuşa. Şu karşı tepenin ardında sevdiğim bekliyor. Ömrüm yeterse kavuşacağız, 2 yıldır yürüyorum ama hala varamadım. Sen ne şanslısın, bak kanatların var, tepeleri on dakikada aşarsın.. Kuş ; -Kolay kazanılan sevgi…
Bazen bir kaç cümle sayfalar dolusu bilginden çok daha fazlasını anlatır Hepimiz aslında başımıza gelenler karşısında ne yapmamız gerektiğini biliriz. Esas mesele yaşadıklarımızın gerçek olduğuna inanmak ve bazen içine düştüğümüz derin uykudan çıkabilmektir. Tepki veremiyorsak ortada tepki verilecek bir şey olduğuna inanmayı reddediyor olabiliriz.(https://www.facebook.com/psikologtulaykok ) Elbette hiç kimse bir ilişkide açık açık seni yeterince…
25 Kasım kadına şiddetle mücadele günüydü. Konuya dikkat çekmek için yapılan etkinliklere şiddet gören kadınlar, bu kadınların yakınları, hiç şiddet görmemiş olanlar, ünlü insanlar, sanatçılar, politikacılar ve erkekler destek veriyor. Ama kadına yapılan şiddet hız kesmiyor ve hatta artarak devam ediyor. İşte bu beni çok düşündürüyor. Bir yerlerde bir yanlışlık var gibi geliyor. Evet……
Mutlu ve sağlıklı bir evlilik için en önemli şeyin doğru insanı bulmak olduğu sanılır. Oysa doğru insanı bulmaktan daha önemlisi “doğru insan olabilmektir.” Daha iyi bir ilişki daha çok çabalayarak gelir, daha çok arayarak değil. Bu çaba ilişkinizi iyileştirmek yolunda harcadığınız bir çabadır. Bizim için en doğru insanı bulsak bile, doğru davranmayı öğrenmediğimiz sürece ilişkimiz…
Plos One dergisinde yayımlanan bir araştırma, yumruk sıkma yoluyla hafızanın güçlendirilebileceğini ortaya koydu.Amerikalı psikologlar, sağ yumruğun 90 saniye süreyle sıkılmasının hafıza oluşumuna yardımcı olduğunu, aynı işlemin sol yumrukta yapılmasının ise hatırlamayı kolaylaştırdığını açıkladı.50 yetişkin ile yapılan deneyde, kişilerin bu yolla uzun bir kelime listesini hatırlamaya çalışırken daha iyi performans sergilediği görüldü. Araştırmacılar, yumruk sıkmanın beyinde…
Ama iletişim katili bir kelimedir. Her sözünüze karşı “ama şöyle olmadı mı, ama böyle değil miydi, ama sen bana böyle demedin mi” diyen biriyle konuşmanıza hiç gerek yoktur. Çünkü, ama ama ama diyen biri sizi dinleme ve anlama gayretinde değildir. Sadece savunmadadır ve savunmadaki birine laf anlatmak deveye hendek atlatmak kadar zordur. Aklınızı kaçırmadan önce…
Kişisel olarak hedefleri tutturmak mutluluk için yetmez. Sahip olduklarımız sevdiklerimizi de olumlu yönde etkilemelidir. Tek başına yaşanan bireysel mutluluk tamamlanamaz, bir şeyler hep eksik kalır.
Bir ilişkide ne istediğini bilmek önemlidir. Ama daha da önemlisi istediklerinin karşılığında ne verebileceğini bilmektir. “Bu insan benim için ne yapabilir” sorusunun yanına “ben bu insan için ne yapabilirim” sorusu gelmiyorsa o ilişki tehlikededir.
Çocuğunuzun motivasyonu düşükse, belki de başaracağına inanmıyordur. Ya da daha kötüsü başarmanın ne demek olduğunu bilmiyordur. Eğer ona “başardım” duygusunu tattırmadıysanız nereden bilecek başarmanın hazzını? İnsan bilmediğini isteyemez ki. Çocuklarınızın kendi başlarına bir şeyler yapmasına, ders ve ödev dışında bir şeyler yapmasına izin verin. Müdahale etmeyin, korumayın, eleştirmeyin. Yapsınlar ve başarsınlar. İşe yaradıklarını hissetsinler. İsterlerse…
“Dertlinin hikayesini can kulağıyla dinlesen, bil ki bu ona bir zekattır. Hasta gönüllerin dertlerini dinle. Su ve çamur canın yoksulluğuna sebeptir. Dertlinin gönlü duman dolu bir ev gibidir. Sen onun derdini dinleyerek bir pencere aç. Senin dinleyişinle nefes alır, evinden acı duman çıkmaya bir yol bulur.” Bu dizelerle anlatıyor Mevlana dinlemenin önemini. Dertli birini dinlemek…
Koku duyusu bir ilişkiyi başlatma ve sürdürme konusunda görsellikten çok daha etkilidir. Her insanın kendine has bir ten kokusu vardır. İnsan zaman içinde sahip olduğu fiziksel ve maddi özellikleri yitirse de, kokusu sabit kalır. Ko…kunuz yoluyla karşı cins üzerinde güçlü bir etki bırakırsınız. Sizi gerçekten ve ömür boyu sevecek birini hayatınıza çekmek istiyorsanız gerçek kokunuzu…
Seviyorum diyorsanız sevgi dolu davranın.Çok sevdiğinizi söylediğiniz insanlara karşı olan davranışlarınız gerçekten sevgi dolu mu? Çok seviyor ama sürekli bağırıyor, laf çakıyor, ima ediyor, ihmal ediyorsanız “sevgi dolu davranış nasıl olur” biraz üzerinde düşünün. Örneğin çocuğunuzu çok seviyor olduğunuz için yemeğini bitirmesini istiyorsunuz. Peki çocuğunuz o yemek sanki hiç bitmeyecek gibi ağırdan aldığında“yeter artık, bitir…
-Başarı nedir? Okulların açıldığı bu günlerde aileler çocuklarından başarılı olmak anlamında ne beklemelidir? Bugün pek çoğumuzun sahip olduğu başarı anlayışımız doğru mu? Başarı en genel tanımıyla kişinin istenen hedeflere ulaşmasıdır. Başarı konusunda günümüz velilerinin en yaygın ölçütünün elde edilen akademik başarı olduğunu görüyoruz. “Çocuklar yüksek not alsın, sınavlarda heyecanlanmasın, iyi okullar kazansın” çoğu ebeveynin…
“Hayatın bu sınava bağlı değil, sadece gideceğin okul bu sınava bağlı. Hayatın gideceğin okula bağlı mı dersen buna kesinlikle hayır derim. Hayat dolu dizgin koşup gider; biz her ne kadar onu bir yerlere bağlamaya uğraşsak da…Hayatı bir yerlere bağlamaya kalkma, hayat öyle bir şey değil. Yarın sınavın var. Sınava ve sorulara olduklarından fazla bir… anlam…
Hep aynı kavgaları ediyor, aynı konuları tartışmaktan kurtulamıyorsak değişimden korkuyoruzdur. Bunun sebebi değişim yaratacak güçten yoksun oluşumuz değildir. Değişimin getireceği huzursuzluktan kaçıyoruzdur. Değişim her zaman bilinmezdir. Belki daha iyi olacaktır her şey ama daha iyisi de bilinmezdir. Sorunları çözdükten sonra varacağımız yer bilinir değildir ve güvenilir olduğundan emin olmak isteriz. O zamana kadar da kavga…
Sevdiklerimiz hakkındaki bizi üzen gerçekleri inkar eder ve yokmuş gibi davranmayı seçeriz. Biz görmezsek gerçekler orada olmayacaktır sanki. Yıllar sonra geçmişe bakarız ve kendi kendimize şaşarız. En sevdiklerimizin ellerinde acı çekmişizdir. Ben nasıl katlanmışım, neden hiç bir şey yapmamışım deriz. Oysa bir şeylere katlanıyor olduğumuzun farkında değilizdir. Gerçekçi ve sağlam tepkiler verebilmek için gerçeği bütün…
Bastırılan her bir duygu biz onu artık hissetmesek de içimizde yaşamaya devam eder. Sağlıklı bir şekilde açığa çıkarılmayan duygular hayatımızı sabote edip, anın gerçekliğini kirletirler.
Dünyadaki her varlık doğasına uygun yaşamalıdır. İnsanın en birincil doğası çevresindeki insanlardır. Bu nedenle özüne yaklaşmak isteyen insanın atacağı ilk adım, insani ilişkilerini iyileştirmek olmalıdır. İnsanlardan bıkarak büyük şehirlerden kaçan, hayvanlara ve doğaya sığınan insanların yaşadığı mutsuzluk ve hayal kırıklığı bu yüzdendir. Hayvanlar ve doğa, insani ilişkilerin alternatifi değil, daha iyi ilişkiler kurmak için sadece…
Münevver Karabulut cinayetinde mahkeme “aile şiddetin erken uyarı işaretlerini görmedi” diyerek anne babayı suçladı. Mahkeme Cem Gariboğlu’nun genç kızı “zeytinburnu sürtüğü” olarak kaydetmesini örnek olarak göstererek “kimse şiddeti öğrenmiş olarak doğamaz” dedi. Çocuklarının bu aşamaya nasıl geldiğini bilmiyor olabilirler mi? “Cem Garipoğlu’nun anne ve babası çocuklarını iyi yetiştirdiklerini düşündüklerini, cinayeti önleyemeyeceklerini çünkü akıllarının ucundan bile geçirmediklerini” söylemişler, cinayeti “17 yaşındaki…
Hep kabullenmekten bahsediyoruz. Makbul olanı kabullenmekte sorun yoktur. Onu herkes kabul eder. Esas zor olan beğenmediğiniz, utandığınız taraflarınızı kabul edebilmektir. İnsan ruhunda iyi ve kötü bir arada yaşar. Fark edip de kabul etmediğiniz hiçbir kötü yanınızı iyileştiremezsiniz. İçten içe çürürsünüz.. Karanlığınızı reddederseniz ışığınızı da kaybedersiniz.
Hayat bize her zaman ihtiyacımız olanı getirir. Varoluş nasıl kazanacağımızın yolunu bilir ve gerçekten kazanmamız için çalışır. Bize sunulan yolları beğenmediğimiz, kendi yolumuzu çizmekte inat ettiğimiz için acı çekeriz.
Yaşamın özünde durağanlık yoktur. Rüzgar bile sürekli aynı yönden esmez, hava hep aynı gitmez, dünya güneşe farklı açılardan bakar, her mevsimde farklı bir çiçek açar. Durağanlık yaşamda olup bitenlere hayret etme duygumuzu kaybetmekten, kendimizi tüm evrene kapatıp kafamızın içinde yarattığımız küçük dünyaya hapis olmaktan dolayı hissettiğimiz bir duygudur.
“Her şey ders demek değil, hayat okuldan ibaret değil” diyen çok sayıda veli olsa da bu cümlelerin anlamını tam olarak kavrayabildiğimizden emin değilim. Geçen gün televizyonda seyrettiğim bir haber, bana bu konuyu tekrar düşündürdü. Tadilatı yeni tamamlanmış bir lisede eşyaları taşıma görevi okulun öğrencilerine verilmiş. Haberdeki görüntülerde öğrencilerin okul bahçesindeki sıraları tadilatı bitmiş okullarına geri taşıdıkları görülüyor.…
Hevesinizin kırılması berbat bir duygudur. Hevesiniz kaçtığında içinizden hiçbir şey yapmak gelmez, küskün hissedersiniz. Ve dünya hevesinizi kursağınızda bırakan, yaptıklarınızı onaylamayan insanlarla doludur. Her yaptığımızın anlaşıldığı ve onaylandığı bir dünya yok, her ne kadar buna ihtiyaç duysak da… Ancak “beni anlayan hiç kimse yok” demek de pek gerçekçi bir düşünce değil. Bugünde olmasa da geçmişte…
Dünya bir sınav meydanı… Herkesin öğrenmesi gerekenler dersler birbirinden ayrı… sınav soruları farklı… Kimse kimsenin yerine sınava giremiyor.. Kopya vermek serbest olsa da, kopya almayı seven pek yok… Birine göre yanlış olan ve düzeltilmesi gereken şey, diğerinin sınav sorusu, öğrenmekle yükümlü olduğu dersi olabiliyor…. İnsanların çoğu yaşayarak öğrenir… Siz derslerinizi alıp öğrendiniz… Sevdiklerinizin hata yapmasını…
Bugün atanamayan öğretmenlerden biriyle ilgili çok üzücü bir haber aldık. Sekiz yıldır atama bekleyen 33 yaşındaki Beden Eğitimi öğretmeni Alim KOÇ yaşamına son verdi. Türk Eğitim Sen Başkanı İsmail Hakkı Koncuk’un verdiği rakamlara göre, atanamayan öğretmen sayısı 350.000’e, atanamadığı için intihar eden öğretmen sayısı 34’e ulaştı. Atama bekleyen öğretmen adayı gençler; Bazen ne kadar çabalasak…
İletişim konusunda doğuştan yetenekli insanların sayısı, doğuştan beste ya da resim yapmaya yetenekli insanların sayısından daha fazla değildir. Da Vinci gibi resim, Mozart gibi beste yapmasak da hayatımızı sürdürebiliriz ama, cinsiyetimiz, yaşımız, hayattaki konumumuz ne olursa olsun, sağlıklı iletişim kurmayı öğrenmek zorundayız. Kalp kırmayın ama kalbinizi kırmalarına da izin vermeyin. Bunun için insanlarla mesafenizi ayarlamayı,…
Erkeğin yaptığı işler karşısında kadının hissettiği “ben yapsam daha iyi yapardım” duygusu, erkeğe güvenmeyi imkansız kılan zehirli bir duygudur. Eşitliği değil, rekabeti körükler. En sonunda kadının geldiği yer “her şeyi ben yapıyorsam sana ne gerek var” noktasıdır. Erkeği böylece gereksiz bir elemana dönüştüren kadın, biten ilişkinin ardından biraz daha yalnızlaşır ya da süren ilişkinin içinde…
Kaybetme korkusu ve endişeyle bir şeylerin peşinde koşmak, bizi kendimizden uzaklaştırır. Başarı, para, sevgi… bir şeylerin peşine düşerseniz, kendinize arkanızı dönersiniz. Peşinde koştuklarınız sizden hızlı koşar, asla yakalayamazsınız. Hayattaki çabanız bir şeyleri elde etmek olmasın. İstediğiniz her ne ise inanır ve bedelini ödemeye razı olursanız size zaten gelecektir. Önemli olan kendimize yakın olmak, ruhumuzu bir…
“Ben sana demiştim” cümlesini çok kullanan insanlar kendi hayatlarına karşı korkak ve sorumsuzken, başkalarının hayatlarına karşı ilgili ve müdahalecidirler. Eğer birine “ben sana demiştim” diyerek başlayan ve yaptığının yanlış olduğunu, sizi dinlemesi gerektiğini ima eden cümleler kuruyorsanız, bilin ki o sizden bir adım öndedir. Çünkü her ne kadar beğenmeseniz de, belli ki diğeri harekete geçmiş…
Değişim insanın beyninde başlar. Yemek yeme şeklimiz alışkanlığa dönüşmüş bir davranış kalıbıdır ve biz davranışlarımızı değiştirebiliriz. Bunun için; Vazgeçmeniz gereken yiyeceklere değil, istediğiniz kiloya ulaştığınızda kavuşacağınız görüntünüze odaklanın. Canınız ne zaman zararlı ama sevdiğiniz bir yiyecek çekerse, hemen ideal kiloya kavuştuğunuz zamanki haliniz…i hayal edin. Eğer edemiyorsanız o kilodaki herhangi birinin fotoğrafına bakın. Daha iyi…
Hedef ve niyet ayrı şeylerdir. Hedefte benlik vardır, niyette teslimiyet. Hedeflerinizin peşinde hırsla değil, niyetlerinizin peşinde inançla yürüyün. Niyet ettiğimizde her şey kolaylaşır, hedef koyduğumuzda çok fazla direnç oluşur. Kişisel gelişim kitapları hedef koymanızı öğütlese de, hedefe kilitlenmek sizi acıya mahkum eder. Hedef koyduğunuzda teslim olamaz, hayatla bitmeyen bir kavgaya tutuşursunuz. En güzel şeyler biz…
Gökyüzünde karmaşa yoktur. Sonsuz bir sükunet ve huzur vardır. Geceleri ayı ve yıldızları, gündüzleri bulutları izlemek için başınızı gökyüzüne çevirin. Dünyanın derdinden uzaklaşmak için uzaklara gitmenize gerek yok. Sadece beş dakika gökyüzüne bakmak yeter.
Daha çok yaptığınız ne varsa zamanla o konuda güçlenirsiniz. Tenis oynamak, yemek yapmak, kitap okumak, yazı yazmak, yabancı dil konuşmak… Çok yaptığınızı iyi yaparsınız. Bir şeyler yapmak, öğrenmek istiyor ama konsantre olamadığınız için yapamadığınızı düşünüyorsanız, o zaman yaptığınız basit ve sıradan işlere de, dünyanın en önemli işini yapıyormuş gibi konsantre olun. Ayakkabınızı bağlarken, saçınızı tararken,…
Öyle bir hayat yaşıyorum ki, Cenneti de gördüm, cehennemi de. Öyle bir aşk yaşadım ki, Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de. Bazıları seyrederken hayatı en önden, Kendime bir sahne buldum oynadım. Öyle bir rol vermişler ki, Okudum okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde. Hem kızdım hem güldüm halime Sonra dedim ki ‘ söz ver…
Hayatımız da dahil, sahip olduğumuz her şeyin bize emanet verildiğini yaşadıkça öğreniyoruz. Sıkı sıkı tutunduğumuz, muhtaç olduğumuzu düşündüğümüz, onsuz yapamam dediğimiz ne varsa bir bir elimizden gidiyor. Hayat; bağlanmak, ayrılmak, yeni bir şeye bağlanmak, ayrılmak ve yeniden bağlanmak… Ta ki hiçbir şeye onsuz yapamayacak kadar çok bağlanmamak gerektiğini anlayana kadar acıyla süren, sonrasındaysa özgürlüğün temiz…
Herkesin her söylediğini ve yaptığını ciddiye alıp kafanıza takarsanız hayat çekilmez olur. Çünkü insanlar konuşur; sizin hoşunuza gitmeyen ve bazen de hiç hak etmediğiniz şeyler söyleyebilirler. Bazı insanlar ve bazı zamanlar söz konusu olduğunda, “bana bunu nasıl yapar”, “bana bunu nasıl söyler” diye söylenip durmanın kimseye faydası yoktur. Şimdi o zamanlardan birine geldik. Bayram zamanları,…
İnsan, kendini bir kez değersiz görmeye başladığında, elinde değerli olan hiçbir şey yok gibi gelir. İşte o zaman insan, sürekli şikayet etmeye başlar. Sağlığından, çocuğunun sağlığından, maddi durumundan, evindeki eşyalardan, karısından, kocasından, komşusundan, taksiciden… her şeyden sıkılır, hiçbir şeyden memnun olmaz, eleştirir, şikayetleri bitmez. Sürekli şikayet etme davranışıyla kendini gösteren tutumlar, temelde narsistleşmiş benliğin bir…
Eğer bir ilişkiye “bu insan benim için ne yapabilir, bana ne verebilir, hangi fedakarlıklarda bulunabilir” diyerek başlıyorsanız hayal kırıklığı ve acı çok yakında gelecek demektir. Çünkü hiç kimse bu dünyaya bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak için gelmemiştir. “Bizim kendimize veremediğimiz şeyi ilişkimiz bize veremez.” Kendi hakkımızda ne düşünüyorsak bir ilişki bize onu verir. Eğer kendimizle ilgili olumlu…
Kendini sevmek, kuru kuru kendimi seviyorum ve affediyorum demek değildir. Kendini sevmek, etkin bir şekilde kendine vermek, kendine özen göstermektir. Birine “seni seviyorum” deyip sonra da ona kötü davranırsanız o kişi sevginizin gerçek olduğuna inanır mı? Aynı şey kendiniz için de geçerlidir. Kendini sevmek kendine iyi davranmak, kendi ihtiyaçlarını karşılamaktır. Kendini seven insan sağlığına dikkat…
Ağır bir hastalık geçirmek ya da bir felaketi atlatmak, bizi hayata karşı çok daha cesur kılar. Gerçek trajedilerin sonrasında, hep yapmak isteyip de cesaret edemediğimiz şeyleri denemek için, kendimizde büyük bir güç buluruz.
Çok fazla suçluluk hissediyoruz. Ama sadece suç işlediğimiz, eksik olduğumuz ya da çocukluğumuzda utandırıldığımız için değil. En çok da yapabileceğimiz halde yapmaya cesaret edemediğimiz şeyler yüzünden, potansiyelimizi ortaya koyup, olmakla yükümlü olduğumuz kişi olamadığımızda, suçluluk duygusuna boğuluyoruz.
İnsan bir potansiyel olarak doğar. İnsan ve hayvan arasındaki en temel fark budur. Hayvan doğduğunda neyse, sonrasında da odur. Ama insan, içinde müthiş potansiyel barındıran bir tohumdur. Çiçeklenebilir ya da dağılıp gidebilir. Kendini bulamaz, olması gereken insan olamazsa, bu dünyada neye sahip olursa olsun, içinde hep bir boşluk hisseder. Potansiyelini gerçekleştirmek demek, dünyayı değiştirecek bir…
Bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir. Her şey geçer. Mutsuz, aldatılmış, kandırılmış, çok acı çekiyor olabilirsiniz. Her ne hissediyorsanız kabul edin ve sonuna kadar hissedin. Bilin ki geçecek.. Hayat akış demektir. İyi ya da kötü, hiçbir şey sonsuza kadar süremez. Kendimiz bile kalıcı değilken, kötü duygular yüzünden umutsuzluğa kapılmayın. Çünkü değişim ve geçicilik, bu dünyanın…
İnsanların kendi başlarına yapabilecekleri işleri, onlar adına sürekli üstlenmenin adı, yardım etmek değildir. Bunu yapmakta ısrar etmek, karşı tarafı her geçen gün acizleştirir. En sonunda yapabildiklerini yapamaz hale gelirler ve güçlerini ellerinden aldığınız için size karşı öfkeyle dolarlar. Siz de yaptığınız yardımların değeri bilinmediği için çok kızgın olursunuz.
Gerçekleri kabul etmemizi söylüyorlar. Oysa ömrümüzün yarısı boyunca gerçeğin ne olduğunu göremeyiz bile. Ve başımıza gelenlerin tamamen gerçek olduğunu idrak edene kadar, sağlıklı ve gerçekçi tepkiler veremeyiz. Olmaması gerektiği halde olup biten çok şey var etrafımızda. Yaşadığımız olaylara karşı “Ama bunun böyle olmaması gerekiyor” diyerek verdiğimiz savaşların kazanılması mümkün olmaz. Gerçekleri fark etmek ve, olması…
Birisine “senin yüzünden” dediğiniz anda, aslında ona şunu demiş olursunuz: “Sen çok güçlüsün ve ben çok acizim. Her şey senin yüzünden başıma geldiğine göre, sen tüm bunları benim başıma getirmeye muktedirsin. Bense bunlarla yıkılabilecek kadar güçsüzüm” Karşınızdakini suçladığınız sürece acizleşirsiniz. Yaşadığınız durumdan kurtulmak için sahip olduğunuz gücü giderek diğerine devredersiniz. Eğer biri yüzünden kötü duruma…
Başkalarının başarılarını engellemeye çalışan insanlar, farkına varmadan kendi başarılarını da engellerler. Başkalarının yolunda giden işlerini bozmaya çalışanlar, kendi işlerinin de bozulması için zemin hazırlarlar. Başkalarına düşmanlık eden, kendine düşmanlık etmiş olur. Enerjinizi sadece kendi elinizdeki işe odaklayın. Düşmanlık duygusu, kendi işinize odaklanmanıza izin vermeyecek kadar büyük bir enerji tüketicisidir. Başkalarının elde ettiği her şeyi gönülden…
Gülmek, insanoğlunun bildiği en iyi akıl ilacıdır. Gülmek, endişelerimizi dağıtabilir, stres, depresyon, korku ve üzüntülerimizle başa çıkmamıza yardımcı olabilir. Gülmek, içsel bir jogginge benzer. Vücuda oksijen sağlar, gergin kasları gevşetir, ağrılarımızı dindirir, nabız ve tansiyonu düşürür. Aynı zamanda hem gülüp hem deliremez, hem gülüp hem üzülemezsiniz. Gülen bir insan kendini kötü hissetmez, suç işlemez, savaşa…
Kıskançlık ve haset ruhumuzu karartan iki zehirli duygudur. Sahip olduğumuzu kaybetmekten korktuğumuz zaman kıskanırız. Sahip olmak istediğimiz şeylere başkaları sahipse onları da kıskanırız. Kıskançlık “onda var olan bende niye yok” cümlesiyle varlık bulur. Haset duygusu hisseden kişi, kıskanç kişiye göre çok daha büyük bir acı içindedir. Çünkü haset “bende yoksa onda da olmasın” demektir. Başkasının…
İnsanların bize ne kadar inanacağını belirleyen şey, bizim kendimize olan inancımızdır. İnandırmak istiyorsanız, önce siz inanmalısınız. İnsanlar size inanmıyor ve destek olmuyorlarsa, önce kendi inancınızı sorgulayın. Kendinize gerçekten inandığınız zaman, büyük bir güç açığa çıkar. Bu güç, diğerlerinin ikna olmasını sağlayan bir güçtür. İşte o zaman insanlar ölümüne sizin yanınızda olur. İnsanlar, içinde şüphe ve…
Eğer eşiniz, sevgiliniz, anneniz kardeşiniz ya da çocuğunuz, hep aynı hataları yapıyorsa, gerçekleri göstermeye çalıştığınız halde bir türlü anlamıyorsa, tüm çabalarınıza rağmen sesiniz ona ulaşmıyorsa, aşağıdaki konuşmaya bir göz atın. Adam eve gelir. Kadın kapıyı açar. Kadın: “Neyin var hayatım canın sıkkın gibi” Adam: “Yok bir şey hayatım yorgunum” Kadın: “Bu halin yorgunluğa pek benzemiyor……
İnsanın en büyük korkusu sevilmeme korkusudur. Bunun için, kurduğu ilişkilerde kendini sevdirmek ister. Başkalarının bizim hakkımızda iyi şeyler düşünmesini sağlamak için harcadığımız çaba zamanla dengemizi bozar. Çünkü başkalarının duygularını etkileme gücümüz yoktur. İnsanların bizim hakkımızdaki duyguları her an değişebilir ve bunu kontrol edemeyiz. Hatta kendimizi sevdirmek için ne kadar çok çabalarsak insanlar bizden o kadar…
*İyi hissetmek, iyi hissetmeye alışkın olmayanlar için korkutucu olabilir. *Tüm duygular saf enerjidir, ruhumuzdan geçip gitmelerine izin verirsek daha dengeli oluruz. *Duygularınızla başa çıkmak için profesyonel yardıma ihtiyaç duyduğunuz zamanlar olabilir. *Duygularınız düşüncelerinizi takip eder. *Duygularınızın farkında olmak başka, duygularınızın davranışlarınızı yönetmesine izin vermek başka bir şeydir. *Duygularınızdan korktuğunuz zaman hissetmekten kaçarsınız. *Uzun süre bastırılmış…
Dünyadaki her tür değişim insanları etkiler. Mevsim değişikliği de bunlardan biridir. Kendimizi mutsuz, yorgun, halsiz, isteksiz, hissedebiliriz. Mevsim geçişlerinde vücudumuz biyolojik saatini yeni duruma göre ayarlar. Bedenimizin bu ayarlamayı en mükemmel şekilde yapabilmesi için, beslenmemize, uykumuza, hareketlerimize, düşüncelerimize, beraber olduğumuz insanlara, bulunduğumuz mekanlara dikkat ederek ona yardımcı olmalıyız. Böylece sonbaharda artmaya eğilim gösteren sıkıntılardan daha…
Aslında kimse bizi terk etmez. Sadece biz kendimizi terk etmişizdir. Diğeri sadece, zaten terkedilmiş olan bir ruhun yanında, daha fazla kalmak istemiyordur. Diğerinden en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, sizde eksik olandır. Duymaya en çok ihtiyaç duyduğunuz sözler, diğerlerine en çok söylemeniz gerekenlerdir. Çünkü, sizinle aynı ihtiyacı duyan insanlara çekilirsiniz. Ne bekliyorsanız aynı şeyi sizden bekleyen…
Kıskançlık karşımızdaki insana yönelik bir duygu değildir. Karşımızdakinin sevgisinden emin olamadığımızda, onun sevgisini başka insanlara, başka uğraşlara yöneltip bizi eksik bıraktığını düşündüğümüzde kıskanırız. Onu niye seviyor değildir sorun, beni niye sevmiyordur. Kendimizi sevmek için başkalarının bizi sevmesine ihtiyacımız varsa kıskançlık kaçınılmazdır. Kıskançlık yeteri kadar sevilmediğimizi hissettiğimiz için diğerini suçlamaktır.
İşte hayatımızdaki en büyük kararsızlıklardan biri: “İlişkim sürdürmeye yetecek kadar iyi mi yoksa bitirmeye değecek kadar kötü mü?” Karar verebiliriz, seçim yapabiliriz. Bir ilişkiyi sürdürme ya da ilişkiden gitme kararı almak da özgürüz. Kalmaya karar vermek demek, çözülemeyen ve belki de hiçbir zaman çözülemeyecek olan sorunların yarattığı acıya katlanmak demektir. Ve bu gerçekten acıdır. Sorunları…
Bazen evlilikler tıkanma noktasına gelebilir. Maddi sebepler, geçimsizlik, kıskançlık, ihanet, öfke… her şey üst üste gelir. Bir umut yokmuş ve her şey bitmiş gibi görünür. Oysa, bir zamanlar birbirlerini sevmiş insanlar için, her zaman umut vardır. Sevgi her türlü tıkanmanın yolunu açar. Ama çiftler talep etmekten ve “ben” demekten kendilerini alamazlar, hep konuşurlar ama hiç…
“İlişkide sorunlar varsa ve kavga ediyorsak birbirimize uygun değiliz demektir. Hayat bu kadar zor olmamalı, yeni birini aramam gerek” diye düşünmek aşk hakkındaki en temel yanılgılardan biridir. Hayat pek çok sorundan oluşurken, ilişkilerimizin sorunsuz olacağını hayal etmek ne büyük bir çelişki…
Renkler yaydıkları titreşim yoluyla hormonlarımız üzerinde etki yaparak ruh hallerimizi etkilerler. Giysi seçiminde kullandığımız renkler de bu anlamda önemlidir çünkü diğer insanlar üzerinde bırakmak istediğimiz etkiyi kuvvetlendirirler. Buna göre eğer çevrenizdekilere; Huzur vermek istiyorsanız yeşil, Sakinleştirmek, sinirlerini yatıştırmak istiyorsanız mavi, Neşe ve enerji saçmak istiyorsanız turuncu, Dikkat çekmek ve mutluluk vermek istiyorsanız sarı, Heyecanlandırmak ve…
Sahip olduğumuz tek gerçek güç, kendimizi değiştirebilme gücüdür. Değişmek istemeyen birini değiştirmeye çalışmaksa, imkansızı istemektir. İnsanlar en sonunda kendi yapmak istedikleri şeyi yaparlar ve onları kontrol edip değiştirmeye çalıştığınızda, değiştiremeyeceğinizi kanıtlamak istercesine, değişmek için değil de değişmemek için iki kat fazla çaba harcarlar. İnsanları zorlarsanız, değişmemekte direnerek sizi cezalandırırlar. Örneğin sevdiğiniz biri çok fazla yemek…
Büyümek; “Bu benim hayatım” diyebilmek demek. Hayatınla ilgili tüm kararları verebilmek, Bir iş yaparken kimseden izin almak zorunda olmamak, kimseye hesap vermemek, özgür olmak demek. Ve yine büyümek; İşler yolunda gitmediğinde kimseye suçu atamamak,“ama sana sormuştum, sen izin vermiştin” diyebilecek kimseyi bulamamak demek. Aldığın kararların, yaptığın işlerin sonuçlarına tek başına katlanmak, “ben sana demiştim” cümlesini…
Kontrol etme gücümüzün olmadığı şeyleri kontrol etmeye çalıştığımızda, Kırıldığımızda ve incindiğimizde, Haklarımız ihlal edildiğinde, Verdiğimiz kadar alamadığımızda, Karşılanmamış ihtiyaçlarımız çok fazla olduğunda, Ya da bizim adımıza, ihtiyaç duyduğumuzdan çok fazla çok şey yaparak bizi acizleştirdiklerinde, öfkeleniriz. Öfke bir işarettir. Hissettiğiniz şey doğru ya da yanlış haklı ya da haksız değildir. Öfke, sizi öfkelendirenlerin sorunu değildir.…
Neye ihtiyacınız olduğunu başkalarından önce siz fark edin. İnsanların sizin zaaflarınız üzerinde yükselmesine izin vermeyin. İhtiyaçlarınız için lazım olan emek miktarının farkında olun ki; size verilenlerin, yapılıp edilenlerin ederini gerçekçi bir şekilde değerlendirebilin, gereğinden fazla bedel ödemeyin. Bir şeye çok ihtiyacınızın olması ve birinin o ihtiyacınızı tam da o anda karşılaması yapılanın değerini belki biraz…
Günümüz modern aileleri çocuklarına proje muamelesi yapmaktalar. Akademik başarıya giden yolda sınavlara hazırlanan küçücük çocukların haline lütfen bakın. Anneler babalar projelerini hayata geçirmenin kaygısı içindeler. Sanki hayatta mutlu ve başarılı olmanın tek yolu var ve o da iyi okullardan mezun olmak, çok çok başarılı olmak. Bunun yanında mutlaka bir müzik aleti çalmak, sporun bir dalıyla…
Günümüz modern aileleri çocuklarına proje muamelesi yapmaktalar. Akademik başarıya giden yolda sınavlara hazırlanan küçücük çocukların haline lütfen bakın. Anneler babalar projelerini hayata geçirmenin kaygısı içindeler. Sanki hayatta mutlu ve başarılı olmanın tek yolu var ve o da iyi okullardan mezun olmak, çok çok başarılı olmak. Bunun yanında mutlaka bir müzik aleti çalmak, sporun bir dalıyla…
Yerdeki küçük bir taşın normal şartlarda hiç bir önemi yoktur ama koşarken takılırsanız ayağınızı kırabilirsiniz. Eşiniz için yapacağınız küçük şeyler, zaman içinde evliliğinizde büyük farklar yaratır. Ufak tefek sürprizlerle birbirinizi şımartın. Eşiniz için, onun kendi başına da yapabileceği bir şeyi yapabilirsiniz. Örneğin kadın, eşinin sabah giyeceği kıyafetleri hazırlayabilir, kendisi ve çocuklar sevmese de sadece eşinin…
Mükemmel yol, bedelsiz seçim yoktur. Seçtiğiniz her yol için bedel ödersiniz. Her yolun kendi içinde iyi kötü tarafları vardır.Ancak biz bir seçim yapıp bir yola girince o yolda hiçbir engel istemeyiz. Seçim yapmamız gereken durumlarda bu nedenle sıkıntı yaşarız. “Yanlış bir eş seçmişim, yanlış meslek seçmişim”. Her yolun zorlu kilometreleri var. Bazı yolda üç- beş…
Gerçek mutluluk sandığımız şey bizim için bazen eş ruhunu bulmak, bazen sahil kasabasında bir restoran açmak, bazen de Hindistan’da bir manastıra kapanmak olabilir. Kendimizi boşlukta ve kaybolmuş hissettiğimiz için yola çıkmışızdır, evimizi yurdumuzu aramak için… ama şimdi yoldan o kadar uzak ve kaybolmuş durumdayızdır ki, bulduklarımızı sahici sanmak, inanmak zorundayızdır. Ama gerçek çok geçmeden kendini…
Bana iyi mi geliyor? Hayata başlarken umutlarımız vardır. Hayal ettiklerimize kavuşmak için çok çabaladığımız bir dönem izler bunu. Hayal ettiklerimize ulaşmış ya da ulaşamamış olabiliriz. Zaten sonuç değişmez. Her iki şekilde hayal kırıklığı yaşarız. Yatay düzlemden sıyrılıp hayatın üst katmanlarına ilerlemek ve derinlere kök salarak güçlenmek için enerjiye ihtiyacımız vardır ve bu enerji ancak sıkışma…
Üç temel niyet En çok üzüldüğümüz şey ne? Canımızı en çok ne sıkıyor? Dualarımızda ilk istediğimiz şeyler ne? Önce sağlık, sonra para ve huzur istiyoruz. Her şeyin başı sağlık. Balık yerken boğazımıza batan kılçık bile, o anda aldığımız zevki bir anda bitirmeye yetebilir. Canımız acıyorsa, dünyamız canımızın acıdığı yerde toplanır. Sağlımızı kazanmak için neyimiz varsa…
Kul Sıkışmadan Hızır Yetişmez Kul sıkışmadan Hızır yetişmez derler. Köşeye sıkıştığımızda ve hiçbir çaremiz yokmuş gibi göründüğünde en güzel çareler sanki gizli bir el tarafından yüreğimize kondurulur. Daha önce nasıl olup da bunu düşünemediğimizi, nasıl bu açıdan bakamadığımızı ya da yardım edecek insanları nasıl göremediğimizi hayretle fark ederiz. Aslında hayret edecek bir şey yoktur. Bazı…
Kul Sıkışmadan Hızır Yetişmez Kul sıkışmadan Hızır yetişmez derler. Köşeye sıkıştığımızda ve hiçbir çaremiz yokmuş gibi göründüğünde en güzel çareler sanki gizli bir el tarafından yüreğimize kondurulur. Daha önce nasıl olup da bunu düşünemediğimizi, nasıl bu açıdan bakamadığımızı ya da yardım edecek insanları nasıl göremediğimizi hayretle fark ederiz. Aslında hayret edecek bir şey yoktur. Bazı…
Ne Olursa Olsun Evlenin ‘Ne olursa olsun evlenin. İyi bir kadınla evlenirseniz çok mutlu olursunuz. Kötü bir kadınla evlenirseniz o zaman bir filozof olursunuz ki o da iyi bir şeydir’ demiş Sokrates. Evet, evlilik sürekli mutlu yaşamak anlamına gelmese de daha mutlu ve uzun yaşamaktır. Son yıllarda aksi gündeme gelse de insanoğlunun ruhu için son…
Ne Olursa Olsun Evlenin ‘Ne olursa olsun evlenin. İyi bir kadınla evlenirseniz çok mutlu olursunuz. Kötü bir kadınla evlenirseniz o zaman bir filozof olursunuz ki o da iyi bir şeydir’ demiş Sokrates. Evet, evlilik sürekli mutlu yaşamak anlamına gelmese de daha mutlu ve uzun yaşamaktır. Son yıllarda aksi gündeme gelse de insanoğlunun ruhu için son…
Sorumluluk Sahibi Karar Verme Becerisine Sahip,Özgüvenli Çocuklar Yetiştirmek Çocuğun başarısını belirleyen en önemli faktörlerin basında sorumluluk duygusu gelir. Sorumluluk duygusuna sahip bir çocuk başarma sorumluluğunun da kendisine ait olduğunu bilir.Çocuğun bu duyguyu kazandığı yer ise ilk önce ailedir. Aile tarafından küçük yaşlardan itibaren, çocuğun yaşına ve cinsiyetine uygun sorumluluklar verilirse,çocukta sorumluluk duygusu gelişir.Aile de bu…
Sorun Çözmede Üç Temel Etkisiz Yaklaşım ; Kavga Etmek , Razı Olmak , Çekip Gitmek Diğerleriyle sorun yaşadığınızda ne yapıyorsunuz? Diğer kişi eşiniz, çocuğunuz, anneniz, babanız, kardeşiniz, dostunuz, patronunuz, kuaförünüz, restorandaki garson ya da otobüsteki bir yabancı olabilir. Bir sorunla karşılaştığınız da, ya da sorunlar hep sizi buluyorsa ne yapacağınızı biliyor musunuz? Yoksa o anki…
Sorun Çözmede Üç Temel Etkisiz Yaklaşım ; Kavga Etmek , Razı Olmak , Çekip Gitmek Diğerleriyle sorun yaşadığınızda ne yapıyorsunuz? Diğer kişi eşiniz, çocuğunuz, anneniz, babanız, kardeşiniz, dostunuz, patronunuz, kuaförünüz, restorandaki garson ya da otobüsteki bir yabancı olabilir. Bir sorunla karşılaştığınız da, ya da sorunlar hep sizi buluyorsa ne yapacağınızı biliyor musunuz? Yoksa o anki…
Sıkıştımmm Hayat bazen ağır gelir, hem de çok ağır. Peki bize ağırlık yapan nedir? Eşimiz mi, işimiz mi, arkadaşımız mı, annemiz mi, oturduğumuz ev mi? Hayat ağırlaşmaya başladığında en yakınlarımızdan başlayan bir sorgulama içine gireriz. Bizi sıkıntıya sokan şeyi bulup, habis bir hücre gibi ondan kurtulmak isteriz. Sıkıntımızı paylaştığımız dostlarımız bize şöyle söyler: “Madem bu…
Sıkıştımmm Hayat bazen ağır gelir, hem de çok ağır. Peki bize ağırlık yapan nedir? Eşimiz mi, işimiz mi, arkadaşımız mı, annemiz mi, oturduğumuz ev mi? Hayat ağırlaşmaya başladığında en yakınlarımızdan başlayan bir sorgulama içine gireriz. Bizi sıkıntıya sokan şeyi bulup, habis bir hücre gibi ondan kurtulmak isteriz. Sıkıntımızı paylaştığımız dostlarımız bize şöyle söyler: “Madem bu…
Kardeş ilişkileri Annemin şöyle bir sözü kalmış kulağımda: “Bir çocuk hiç çocuk, iki çocuk bir çocuk, üç çocuk tam çocuk.” Kardeşlik mevhumuna önem veren bir toplumuz. Bakmayın şimdilerde tek çocuklu çekirdek ailelerin çoğalmasına. Çok değil, bundan 20 yıl önce tek çocuk sahibi olan ailelerde çocuk sahibi olmak bakımından kısırlık gibi bir sağlık sorunu olduğu ya…
Kardeş ilişkileri Annemin şöyle bir sözü kalmış kulağımda: “Bir çocuk hiç çocuk, iki çocuk bir çocuk, üç çocuk tam çocuk.” Kardeşlik mevhumuna önem veren bir toplumuz. Bakmayın şimdilerde tek çocuklu çekirdek ailelerin çoğalmasına. Çok değil, bundan 20 yıl önce tek çocuk sahibi olan ailelerde çocuk sahibi olmak bakımından kısırlık gibi bir sağlık sorunu olduğu ya…
Hayattan Ne İstiyoruz ? Hayattan ne istiyoruz? Mutluluk. Mutlu olmak huzurlu olmak istiyoruz. Ama biz mutluluk istedikçe öfke acı keder peşimizi bırakmıyor. Bir gün danışanlarımdan biri göz yaşları içinde şöyle söyledi. “ben neden kendime zenginliği, güzelliği, mutluluğu çekemiyorum. Kitaplar her şeyi bizim çektiğimizi söylüyor. Ama ben güzel şeyleri kendime çekmeyi başaramıyorum demek ki beceriksizim.” İşte…
Hayattan Ne İstiyoruz ? Hayattan ne istiyoruz? Mutluluk. Mutlu olmak huzurlu olmak istiyoruz. Ama biz mutluluk istedikçe öfke acı keder peşimizi bırakmıyor. Bir gün danışanlarımdan biri göz yaşları içinde şöyle söyledi. “ben neden kendime zenginliği, güzelliği, mutluluğu çekemiyorum. Kitaplar her şeyi bizim çektiğimizi söylüyor. Ama ben güzel şeyleri kendime çekmeyi başaramıyorum demek ki beceriksizim.” İşte…
Spor yapmayı neden sevmiyoruz? Modern şehir hayatı bedensel güç harcayarak, kaslarımıza iyi gelecek şekilde işler yapmamızı oldukça sınırladı. Profesyonel sporcu, belediye işçisi, çiftçi ya da inşaat ustası değilseniz hele de otomobil kullanıyor ve ofiste çalışıyorsanız bir günü 500 adım bile atmadan tamamlamanız mümkün. Yani hareket etmiyoruz. Hareketsizlik şehirli insanın en büyük sıkıntılarından biri. Her yerde…
Spor yapmayı neden sevmiyoruz? Modern şehir hayatı bedensel güç harcayarak, kaslarımıza iyi gelecek şekilde işler yapmamızı oldukça sınırladı. Profesyonel sporcu, belediye işçisi, çiftçi ya da inşaat ustası değilseniz hele de otomobil kullanıyor ve ofiste çalışıyorsanız bir günü 500 adım bile atmadan tamamlamanız mümkün. Yani hareket etmiyoruz. Hareketsizlik şehirli insanın en büyük sıkıntılarından biri. Her yerde…
MİSAFİR HAYATLAR Kendine ait olmayan bir hayatta sığıntı gibi yaşıyorsan başka insanları, başka güzellikleri, başka tatları o hayata nasıl sokabilirsin? Hayatını nasıl zenginleştirebilirsin? Kendi hayatının başrolünü üstlenmediysen hayatını nasıl zenginleştirebilirsin? Yatılı bir misafirliğe gittiğinde, kendi evindeki gibi rahat uyuyabilir, kendi buzdolabını dolabı açıp ne bulduysan mideye indirebilir misin? Ev sahibi {lütfen rahat et, kendi evin gibi davran}…
Yaşam Kalitesi ve Gelişim Temel hedefimiz yaşam kalitesini arttırmak. Bunun için ruh zihin ve beden birlikte uyum içinde bir orkestra edasıyla sizin yaşam müziğinizi seslendirir.Bu orkestranın içindeki enstrümanlardan birindeki akort ya da ritim bozukluğu bütün ahengi bozar. Hayat parçası ahenksiz , rahatsız edici bir çileye dönüşür. Enstrümanlarınız sağlam(ruh zihin ve beden), Ritminiz düzenli (temponuz ve…
MESLEK SECİMİNİN ÖNEMİ İnsanın nasıl yaşayacağını yaptığı seçimlerle belirler. Bireyin yaşamının başarılı ve mutlu olması yaptığı seçimlerin isabetli olmasına bağlıdır.Bu seçimlerin beklide en önemlisi meslek seçimidir.Çünkü çalışma faaliyetlerin yaşamın büyük bir kısmını kapsar .Kişinin seçtiği meslek onun nasıl bir iş ortamında çalışacağını ,nasıl bir yaşam süreceğini ,nerede yaşayacağını ,nasıl bir dünya görüşünün olacağını ,hatta…
MESLEK SECİMİNİN ÖNEMİ İnsanın nasıl yaşayacağını yaptığı seçimlerle belirler. Bireyin yaşamının başarılı ve mutlu olması yaptığı seçimlerin isabetli olmasına bağlıdır.Bu seçimlerin beklide en önemlisi meslek seçimidir.Çünkü çalışma faaliyetlerin yaşamın büyük bir kısmını kapsar .Kişinin seçtiği meslek onun nasıl bir iş ortamında çalışacağını ,nasıl bir yaşam süreceğini ,nerede yaşayacağını ,nasıl bir dünya görüşünün olacağını ,hatta…
EV ÖDEVLERİNİZİ ZEVKLİ HALE GETİRİN ! Ev ödevleri çocukların sorumluluk duygularını ve öz disiplinlerini geliştirmeleri için önemli fırsattır . Ancak , okuldan eve getirilen her ödev beraberinde bir sürü soru , kargaşa ve olumsuz duyguyu da beraberinde getirebilir ve bunlar sizinle çocuğunuz arasında bir akşam kavgası icin yeterlidir. Bunu değiştirmeniz mümkündür . Her çocuk ödev…
AŞIRI STRESE KARŞI NASIL BESLENMELİYİZ? Gerginken kendinizi gözlemleyin. Bazılarımız buzdolabının kapağını açar ve eline geçen her şeyi midesine indirir. Bazılarımız kahve ya da kola içer. Böyle zamanlarda çikolata da en fazla tercih edilen yiyeceklerin başında gelir. Bunlar anlık psikolojinizde rahatlama yaratsa da, gerçekte sinirleri daha çok bozar. Kahvaltı yapmayı alışkanlık haline getirin: Uyurken geçen 8 saatlik…
LYS,KPSS ve Benzeri Sınavlarda Dikkat Dağınıklığını Önlemenin Yolları Üniversiteye öğrenci seçme sınavı 180 sorudan oluşan 3 saatlik bir sınavdır. Üniversite sınavına giren öğrenci hem sayısı sürekli olarak artan 1-1,5-2..milyon öğrenci ile hem de 180 dakikayla yarışmak zorundadır. Ancak öğrencinin üç saat boyunca aralıksız aynı performansta soru çözmesi mümkün değildir. İnsan beyninin yapısı gereği en geç…
MATEMATİK ZOR DEĞİLDiR Pek çok matematik dersini sevmez,matematikten korkar. Çoğunun matematik korkusu da akılcı bir temele dayanmaz. Örenci bir dersi sevmiyorsa o dersi başarması da mümkün değildir.Öğrenci sevmediği dersi dinlemek istemez,dersten sıkılır , dinlemediği için anlayamaz , anlayamadı için dinlemek istemez ve bu bir kısırdöngü olarak sürüp gider. Matematik sadece bir örnektir.Problem hangi ders ya…
NASIL DERS ÇALIŞMALIYIZ? Dersi derste öğrenmek basarlı öğrenmenin en kolay yoludur. Tekrarı olmadığı için ders önemlidir . Dersi derste öğrenmenin yolu derste dersi düşünmektir. Ders dinlerken dikkatiniz dağılıyor ve dersi dinlemeyi sürdüremiyorsanız : Ders dinlerken kimin söylediğiyle değil ne söylediğiyle ilgilenin. Dinlerken gözünüzü öğretmenin gözlerinden ayırmayın. Öğretmen not aldırmasa bile not alın . Derse aktif…
VERIMLİ ÖGRENME İÇİN NASIL BESLENMELİYİZ? BEYIN FONKSIYONLARJNI GELİŞTİREN BESINLER NELERDIR? * Vücudum için en çok yararı olan ve sindirim sistemi için en az enerji gerektiren yiyecek meyvedir. * Beyin sadece glikoz ve oksijenle çalışır. Meyvelerde bulunan meyve şekeri kolayca glikoza dönüşür. * Meyveler aç karnına yenmelidir; çünkü meyve midede değil ince bağırsakta sindirilir.Mide dolu ise…
Psikoterapi nedir? Bireysel psikoterapiyi danışan- danışman arasında geçen özel bir etkileşim biçimi olarak tanımlayabiliriz. Tüm terapilerin amacı uyumsuz davranışları değiştirerek kişinin algıladığı mutsuzluğu ya da acıyı ortadan kaldırmaktır. Bununla beraber hastanın kendi başına düşünmesine, karar verebilmesine, kendini tanımasına yardımcı olma amacı taşır. Terapist çoğunlukla hastanın hayatında yönlendirici olmaz. Hastayı tüm yönleriyle koşulsuz kabul eder. Terapinin…
MUTLULUK Ben burada danışanlar demeyi tercih ediyorum. Çünkü; Danışmanlık hizmeti veriyorum. Eğer tıp doktoru iseniz hastalarım da diyebilirsiniz. Bizim başvuru formumuzun en alt bölümü başvuru nedeni başlığından oluşur ki neredeyse %80 oranında boş bırakılan bir bölümdür. Diyebilirsiniz ki “yazmakta zorlanıyor olabilirler” .Ancak ilk seans içinde de genellikle bariz bir nedenden söz edemediklerini görürüz danışanlarımızın. Ama…
Ne Olursa Olsun Evlenin ‘Ne olursa olsun evlenin. İyi bir kadınla evlenirseniz çok mutlu olursunuz. Kötü bir kadınla evlenirseniz o zaman bir filozof olursunuz ki o da iyi bir şeydir’ demiş Sokrates. Evet, evlilik sürekli mutlu yaşamak anlamına gelmese de daha mutlu ve uzun yaşamaktır. Son yıllarda aksi gündeme gelse de insanoğlunun ruhu için son…
ÇOCUKLARIMIZ GENÇLERİMİZ VE ŞİDDET Şiddet insanlık tarihi varolduğundan beri vardır ve insanlık tarihi devam ettiği sürece varolacaktır. İnsanoğlu, bir uyaranı tehdit olarak algıladığı zaman bu içgüdü harekete geçer ve bu içgüdü insan neslinin tür olarak hayatta kalmasını sağlamıştır. Ancak günümüzde çocuklarımız ve gençlerimiz şiddet içeren uyaranlara o kadar çok maruz kalmaktadırlar ki sadece kendilerini korumak…
ÇOCUKLARIMIZ GENÇLERİMİZ VE ŞİDDET Şiddet insanlık tarihi varolduğundan beri vardır ve insanlık tarihi devam ettiği sürece varolacaktır. İnsanoğlu, bir uyaranı tehdit olarak algıladığı zaman bu içgüdü harekete geçer ve bu içgüdü insan neslinin tür olarak hayatta kalmasını sağlamıştır. Ancak günümüzde çocuklarımız ve gençlerimiz şiddet içeren uyaranlara o kadar çok maruz kalmaktadırlar ki sadece kendilerini korumak…
BOŞANMA , EVLİLİK SORUNLARI VE ÇOCUKLAR Üzerine “Akdeniz Noktam ” dergisi röportajından – Merhaba Tülay Hanım kısaca sizi tanıyabilir miyiz? 1976 yılı İzmir doğumluyum. Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümünü bitirdikten sonra evlenerek Antalya ilimize yerleştim. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı psikolojik danışman olarak göreve başladım.9 yıllık bir süre zarfında sayısız genç ve bu gençlerimizin aileleri ile iletişim imkanı…
ANNELİK SANATI Tıbben engeli olmayan her kadın çocuk doğurabilir; ancak annelik zor bir sanattır. Kadın bu sanatsal yeteneğe sahiptir; bazısı çok yetenekli bazısı daha az. Her sanatın bazı incelikleri vardır ve bu yazı annelik sanatının incelikleri üzerinedir. Gebelik Annelik macerası kadının hamile kalması ile başlar. Bu gebelik istenen, çok istenen ya da hiç istenmeyen mecburi sürdürülen…
Ergenlik Dönemi Ruhsal Özellikleri Çocuklukla erişkinlik arasında gençlik çağı vardır . UNESCO gençlik çağı olarak 12-24 yaş dilimlerini kabul etmiştir. Kızlarda 10-12, erkeklerde 11-13 yas. dilimleri arasında yer alan önerinlik döneminde cinsel uyanışla birlikte yeni ruhsal özellikler ve davranışlar kendini gösterir . İlk gençlik çağı oldukça fırtınalı bir dönemdir. Bu donemde genç kendi kendisiyle ve…
Ergenlik Dönemi Ruhsal Özellikleri Çocuklukla erişkinlik arasında gençlik çağı vardır . UNESCO gençlik çağı olarak 12-24 yaş dilimlerini kabul etmiştir. Kızlarda 10-12, erkeklerde 11-13 yas. dilimleri arasında yer alan önerinlik döneminde cinsel uyanışla birlikte yeni ruhsal özellikler ve davranışlar kendini gösterir . İlk gençlik çağı oldukça fırtınalı bir dönemdir. Bu donemde genç kendi kendisiyle ve…
Bir rüya……. Hızlı yapılan kocaman bir inşaattayım. İçini geziyorum. Sonra çıkmam gerekiyor. Girdiğim yerden değil de öbür taraftan çıkayım diyorum. Dar bir merdivenden çıkıyorum. Karşıma ustabaşları çıkıyor. Merdiven kovasında alçı işleri yapılıyor. Ayakkabılarım batacak diye sıkılıyorum. Sıra sıra bana yol veriyorlar.Geniş bir alana geliyorum. Kapı pencere yok. Çıkışı bulamıyorum. Yine bir şef geliyor bana yardım…
Çocuk Sahibi Olmaya Hazır Hissetmiyorum Sahip olduğumuz içsel güçlerin hepsini aynı anda hissedemeyiz. Bu güçler zamanı geldiğinde biz harekete geçmeye karar verdiğimizde açığa çıkar. İçsel kaynaklarımız içimizde yığılı paketler halinde durur ve sırası geldiğinde o paketi açmamıza izin verilir. Hazır olmadığımızı düşündüğümüz bir durumla karşılaşmak için kendimize izin vermemiz potansiyelimizin açığa çıkması için yeterlidir. Ben…
İnfertilite (kısırlık) Hamile kalan içinizdeki dişidir. Onunla bağlantı kurmadan sosyal kimliğinize uyacak bir figür olarak bebek sahibi olmak için çalışıyorsanız (çocuk düşünenler bu kelimeyi kullanıyorlar) bebek sahibi olma konusunda sorunlar yaşıyor olabilirsiniz.. “Çalışmaya başladık” enteresan bir tabir. Her canlının kendiliğinden ulaştığı, doğanın en normal işleyişine çalışarak ulaşmak? İnsana özgü garip olgulardan biri. Çocuk sahibi olmayı…
VAGİNİSMUS ( İLK GECE-İLİŞKİYE GİRME KORKUSU) Tüm korkular gibi vajinismus da yaşayan kişiler için hayatı çekilmez kılan kokulardan birisidir.Ülkemizde da oldukça yaygın olarak ortaya çıkan bir sorundur.Çoğunlukla eğitim düzeyi yüksek kadınlarda görülmesi şaşırtıcıdır . Vajinismus, vajina kaslarının kasılarak cinsel ilişkiye olanak vermemesidir. Vaginismus da olduğu gibi fobilerin (Korkular ) tümü yaşayan kişiler açısında aşılması çok…
Günümüzde evlenmeyi isteyen de boşanmayı isteyen de kadın. Bir evlilik sürüyorsa kadın sürdürdüğü için sürer, bitiyorsa kadın bitirdiği için. İstisnalar dışında kadın evli kalmak istediği sürece evliliğini devam ettirebilir. Kadınlar her zaman ideal buldukları bir adamla mı evlenirler? Hayır. Kadınları büyük kısmı evlendikten sonra gerçekten nasıl bir erkek istediklerini idrakine varır. Bir kadın ilk evliliğini…