İnsanlara bir şey öğretme kaygısıyla öyle doluyuz ki, üzgün bir insana destek olup sakinleştirmeyi beceremiyoruz. İnsan bir hata yapmış ve zaten üzülmüş. Derdini size anlatmış, olan olmuş bitmiş, dönüşü de yok. “Ben bir daha yapmasın diye doğrusunu öğretiyorum, hatasını gösteriyorum” demeyin. Doğrusunu zamanında gösterememişsiniz demek oki! Daha sonra bir ara anlatın bildiğiniz şeyleri. Karşınızdaki kişi üzgünken ve derdini size açıyorken değil. Aklımız fikrimiz yanlışları yakalamakta, doğruları dayatmakta olmasın. Şöyle bir rahat olun. Can kulağıyla dinleyin. Önce derdini hele bir alın. Çok acılı ve teselli edilmesi mi gerekiyor, edin.
Çok büyütüyor ve kaygılı mı, önüne geçin,
Çok korkmuşsa sakinleştirin.
En basitinden arkadaşınız size gelirken yanlış otobüse binmiş, çok dolaşmış yorulmuş ve geç kalmış diyelim.
“Bir saattir yollardayım bu otobüs ne çok dolanıyormuş meğer yanlış otobüse binmişim” dedi.
“Sağlık olsun, olur öyle bazen, demek kafan yorgun” deyin.
“Kaçıncı gelişin, söyledim ya ben sana 20 numara çok dolaşıyor diye, dinlesene beni” demeyin.
Dinleyenleriniz çok olsun inşallah. Güzel bir cumartesi dilerim. ![]()
❤️![]()








