Bir çocuğu yetiştirebilirsiniz, eğitebilirsiniz. Ona örnek olabilmek de ne güzeldir. Ama anne baba olmak çocuğunuzla canınız nasıl istiyorsa öyle konuşma hakkını size vermez. “Ben onun annesiyim, onun iyiliğini benden daha çok kim isteyebilir ki” demek çocuklara sarf edilen kötü sözleri haklı çıkarmaz. Evet eminim her anne çocuğu için her şeyin en iyisini ister. Ama istemek yetmez, iyinin ne olduğunu da bilmek gerekir. “Çekil git şimdi, salak mısın, babası kılıklı, ne biçim kıyafet git çıkar onu, beceriksiz, sen bizi rezil mi etmek istiyorsun, hiç kafan çalışmıyor, bu kafayla senden bi cacık olmaz, sen beni öldüreceksin, çıkıntılık yapma…” Liste uzar gider. Aslında bunlar son derece normalleşmiş olanlar. Çok daha ağırlarını duydu bu kulaklar. Elbette normal değil ama o kadar çok duyunca normal gibi karşılananlar.
Sevgili anneler babalar: Çocuklar sizin malınız değildir. Komşunuza, arkadaşınıza başka insanlara söyleyemediğiniz şeyleri çocuğunuza neden söylüyorsunuz? Komşu kapıyı çaldı bir bardak pirinç istedi diyelim. Komşunuza “Çekil şimdi ayağımın altından yemek yapıyorum” diyorsanız tamam. Çocuğunuzla da öyle konuşabilirsiniz. Ama demeyiz. Gözümüzden uyku akar, gitselerde yatsak diye gözlerinin içine bakarız ama “siz de yorgunsunuz biz artık kalkalım” diyen misafire “yok canım hiç değiliz biraz daha otursaydınız” deriz.
Kavga etmiyorsak genelde özenli konuşuruz, idare ederiz, aklımıza geleni söylemeyiz, insanları kırmak istemeyiz.
O halde yedi kat yabancıya söyleyemediğiniz sözleri çocuklarınıza da söylemeyin. Çok sinirliyseniz gerekirse başka insanları kırın ama çocuklarınızı kırmayın. Onlar sizin bizim hepimizin geleceği. Bu dünyada onlardan değerli hiç bir şey yoksa onlarla çok değer verdiğimiz, saygı duyduğumuz insanlarla nasıl konuşuyorsak öyle konuşalım. En azından misafirlerimize davrandığımız gibi davranalım. Sonuçta çocuklarda evimizin misafirleri, bugün varlar yarın yoklar, okumaya gidecekler, yuvalarını kurmaya gidecekler, belki de başka şehirlere ülkelere gidecekler.
Sonra diyorsunuz ki kendini ezdiriyor, özgüveni yok, uydum akıllı oldu bu çocuk. Ya da tam tersi oluyor çok agresif, her girdiği ortamı bozan uyumsuz. E öyle olacak tabi evde ne gördüyse o olacak ve her daim dengeyi bulmakta zorluk çekecek.
Uzun lafın kısası çocuklarınıza saygı gösterin, onlarla düşünerek konuşun, sabırlı olun ve özen gösterin. Bir annenin esas işi çocuğunun psikolojik gelişimini ve özgüvenli bir birey olarak yetişmesini sağlamaktır. Yanlış anlaşılmasın. Sınır koymayın, salın ipin ucunu demiyorum. Sizi kızdırdığında bile ölçülü konuşun, sınır koyarken bile onun özsaygısına zarar vermeyin.
Mesela: “Ben arkadaşlarımla buluşucam geç gelicem”diyen bir çocuğa. “Biliyorum ben senin arkadaş dediğin tipleri hepsi zibidi, beş para etmez”
“Ne demek geç gelicem, sen bizim başımıza ….mu olucan”
“Aklım fikrin gezmekte, sen başka ne işe yararsın, bu kafayla nereye varırsın”
Demeyin böyle şeyler.
“Bu saatte hiç bir yere gidemezsin, izin vermiyorum” demek yeterlidir aslında.
Bu konular derin konular. O kadar çok örnek var ki. Burası çok da yeri değil aslında. İnşallah daha uzun konuşacağız bu konuları sizlerle.








