Anne babaların çoğu, üzülen ağlayan çocuklarını gördüklerinde dayanamazlar ve hemen çocuğu teselli etmeye çalışırlar. “Ne oluyor bakalım, buna mı ağlıyorsun, ne var bu kadar kendini üzecek, hadi ağlama artık gül bir…az, ağlamaz benim güzel kızım-oğlum” gibi cümlelerle çocuklarının üzüntüsünü gidermeye çalışırlar.Her şeyden önce bilmeliyiz ki insan gülen ağlayan, sinirlenen, kızan, sevinen yani farklı duygulanımlar yaşayan bir varlıktır ve çocuklarımız da buna istisna değildir. Çocuğumuzun üzülmesi, ağlaması, öfkeden kıpkırmızı olması bizim kötü ya da yetersiz anne baba olduğumuzu göstermez. Ama üzülen çocuğumuzu görüp de buna engel olamadığımızda kendimizi yetersiz hissedebiliriz, sanki elimizden gelen bir şeyler olabilir gibi düşünürüz, çocuğumuzun duygularını yaşamasına izin vermeyiz ve teselli etmeye başlarız.
Çocuklarınızın duygularına kayıtsız kalmak kadar, olumsuz duyguları teselli etmek de çocuğa zarar verir. Çocuk, olumsuz duyguların hissedilmemesi gerektiğini öğrenir ve zamanla bu duyguları hissedemez olur. Olumsuz duyguları hissedemeyen çocuk büyüdüğü zaman ne kendini anlayabilir, ne kimse onu anlayabilir ne de kurduğu ilişkilerde karşısındakini anlayabilir.
Bunun yanında kendisine yapılan kötü davranışlar karşısında sesini çıkarmaz. Benlik sınırları, kırmızı çizgileri oluşmaz. Üzüntü, acı, öfke hisseden insan kendisini hayatta zarar veren kişilere karşı koruyabilir. O zaman izin verin çocuklarınız duygularını yaşasınlar. Onların yanında olun, dinleyin, sarılın. Ama duygularına saygı gösterin.








