“Cem Garipoğlu’nun anne ve babası çocuklarını iyi yetiştirdiklerini düşündüklerini, cinayeti önleyemeyeceklerini çünkü akıllarının ucundan bile geçirmediklerini” söylemişler, cinayeti “17 yaşındaki bir çocuğun cahilliği olarak tanımlamışlardı.” Makbule Gariboğlu çocuklarına düşkün bir anne olduğunu da söylemişti.
Çocuklarına düşkün anne olmak sorunları fark etmek için yeterli mi?
Çocuk satırla bir genç kızı kesene kadar anne baba durumu nasıl fark edemez diye düşünüyorsunuz.
Ama fark edemiyor işte. Hatta böyle uç bir örneğe de gerek yok aslında. Çocuğunun küfür ettiğine, arkadaşına tekme attığına, kopya çektiğine, okulun eşyasına zarar verdiğine inanamayan, okuldan böyle bir gerekçeyle arandıklarında şaşıran ve hatta suçu başka bir çocuğun işleyip kendi çocuğunun üzerine attığına ya da çocuğunun “kötü arkadaş kurbanı olduğuna inanan o kadar çok anne baba var ki… Sorun kötü arkadaşta yani. Herkesin çocuğu iyi çocuksa bu kötü çocuklar nereden geliyor acaba diye sormadan da edemiyorum.
Çocuklarımıza toz kondurmuyoruz anlayacağınız. “Benim çocuğum yapmaz” diyoruz. Çocuk hata yaptığında kendimizi kusurlu, özürlü, eksik hissediyor, sorunları reddediyoruz. Yani kargaya yavrusu kuzgun gibi görünüyor.
Kendi eksiklerimizin yansımasını çocuklarımızda görmek bizi rahatsız eder. Bizi uyaran insanlar olsa da onları dinlemeyiz.
Hatta kıskançlıkla, çekememezlikle suçlarız. Aile çocuğuyla ilgili hiçbir şey yapmıyorsa bilin ki çocuğun
Çevremde çocuklarına düşkün hatta çocuklarıyla kafayı bozmuş ama çocuklarındaki sorunları fark etmeyen hatta çocuklarını hiç tanımayan ebeveynler görüyorum. Duygusal olarak yeterince olgunlaşmadan, kendini tanımadan anne baba olmuş, henüz kendine yabancı, kendine uzak bireylerin çocuklarını anlayıp gerçekçi değerlendirmelerle çocuklarına rehberlik etmesi pek de mümkün görünmüyor…
Gerçek şu ki ; Sorun her zaman ailede başlar. Çocuk ailenin yansımasıdır. Çocukta sorun varsa anne babada sorun vardır. Aileler çocuklarındaki değişimi kolay kolay fark edemeyebilir. Çünkü insan kendinde var olan sorunu kabul etmeden, çocuğunda olan sorunu kabul edemez. Kendini normal sanan, çocuğunu da normal sanar.
Ailenin iyi çocuk yetiştirmesi için önce kendilerinin iyi yetişmiş olması gerekir. Görüşmelerimde önce anne babayı dinlerim. Çocuklarını anlatmalarını isterim. En çok da o zaman anne babaların çocuklarının olumsuz davranışlarına ne kadar yabancı olduklarını fark ederim.
Kadınlara sürtük gözüyle bakan bir baba oğlunun kız arkadaşını bilgisayara sürtük diye kaydetmesini sorun yapmaz.
Çocukların davranış bozukluklarını en çok yansıttıkları ve sorunların en kolay su yüzüne çıktığı yer okul ortamıdır. Öğretmene saygısızlıktan tutun da, arkadaşına vurmaya, koridorlarda bağırmaktan hırsızlığa kadar pek çok davranış okulda tespit edilir. Çocuklara ceza verilir. Ama bu noktada sorunlu çocukların ailelerine yönelik eğitici programların, rehberlik servisleri ve rehberlik araştırma merkezleri tarafından uygulanmasının faydalı olacağını düşünüyorum. Bu tür eğitimler yapılıyor mutlaka ama üzerine biraz daha eğilmeye ihtiyaç var.
Benim anne babalara önerim şu:
Çocuklarınızın zaman zaman anne babaların her zaman yardıma ve desteğe ihtiyaçları vardır. Çocuklarınızla ilgili çevrenizden gelen eleştirilere karşı tepkili olmayın. Söylenenler üzerinde bir düşünün. İnsanlar dışarıdan bakınca sizin göremediğiniz bir şeyleri görüyor olabilirler. “Yok öyle bir şey” deyip başınızı kuma gömmeyin. Sorunları fark etmek için ille de birilerinin canı yanana kadar beklemeyin.
Ortada bir sorun varsa önce kendiniz yardım alın. Çocuklarınız bozulunca tamire verilecek makineler değildir. Onları psikoloğa götürüp “al bunu düzelt” diyemezsiniz. Aile bir bütündür ve onu oluşturan elemanların hepsinin birden iyileşmesi gerekir.
Tüm sorunları çevreye ve kötü arkadaşlara bağlamayın. Onları sağlam değer yargılarıyla yetiştirin. Çevredeki kötülükleri elinizle yakalayamazsınız. Ama sağlam, ne istediğini bilen, değerleri olan karakterli bir çocuk yetiştirebilirsiniz.
Hayat boşlukları affetmez. Çocuklarınızı yetiştirirken onların kişiliğinde bıraktığınız boşluklardan sızmaya çalışacak kötü niyetli insanlar olacaktır. Kötü niyetli insanlarla ve çevreyle savaşa tutuşursak esas işimizi ıskalarız.Biz anne babayız. Görevimiz iyi insan yetiştirmek.
Sevgi dolu günler dilerim.








