Hayır diyemediğimiz için yok ki dediğimiz ve gerçekten de yok ettiğimiz şeyler var. İnsan koruyamadığı şeyleri ve hatta kendini bile eğer ki savunamıyorsa yok etmeyi seçebiliyor. Kullanılmaktan ve sömürülmekten kendini koruyamayan insan hiç farkına varmadan kendini baltalama yoluna girebiliyor. Bilinçsizce kendini hasta etmek, yokluğa sürüklemek, aciz duruma düşürmek, zarar veren insanları kendinden uzak tutmaya çalışmanın en kötü yolu. İnsanlar seni tüketemesin diye kendini tüketmek! Vermeden duramadığı için kendinde verilecek şey bırakmamak. Yardım etmek zorunda hissetmek duygusundan kurtulamadığın için, kendini yardım edemeyecek duruma düşürmek kendini feda şemasının en yıpratıcı şekli.
Çaresi; Nasıl bir insan olduğunun kararını başkalarına bırakmamakta. Ben iyi bir insanım demekte ve istediğini alamadığı için sizi kötü olmakla suçlayanlara fazla takılmamakta; yani “kötü insan”olarak anılmayı göze alabilmekte. “Vermek” tercih olursa erdemdir, insan kendinde vermeme hakkını göremiyorsa, kötü insan olmaktan korktuğu için istese de istemese de insanların talepleri karşısında kendini mecbur hissediyorsa bu yardımların yapan için hem anlamı hem tadı, yardımı alan için de kıymeti yoktur. Yani özetle; istediğiniz için değil de kendinizi mecbur hissettiğiniz için yaptığınız iyiliklerin kıymeti bilinmez. Hayır diyemediğiniz için yaptığınız şey iyilik değil tavizdir. Ve insanlar yapılan iyiliklere minnettar kalırken verdiğiniz tavizlere saygı bile duymazlar. Siz kendinizi koruyamadığınız için onlar bundan çıkar sağlıyordur hepsi bu. O yüzden iyilik yaptım nankörlük gördüm demeyin. İyilik isteyerek yapılır, taviz mecbur hissedildiği için verilir. …








